Fukuşima sonrası Japonya'da yaşananlar hakkında Japonya'da bulunan arkadaşım Karly ile röportaj yaptım. EKOIQ dergisinde yayınlandı.
http://www.surdurulebilir-yasam.blogspot.com/2012_05_01_archive.html
Showing posts with label anti-nuclear. Show all posts
Showing posts with label anti-nuclear. Show all posts
Monday, May 14, 2012
Büyükada Nükleer Karşıtı Şenliği
Cumhuriyet gazetesi Sürdürülebilir Yaşam Eki'nde şenliği anlattım.
http://www.surdurulebilir-yasam.blogspot.com/2012_04_01_archive.html
http://www.surdurulebilir-yasam.blogspot.com/2012_04_01_archive.html
Monday, August 09, 2010
Akkuyu / Mersin Nükleere Hayır Mitingi, 8 Ağustos 2010
Talihsiz ve uzun bir yolculuk
sonrası Akkuyu'ya ulaştık. Temsiliyetin yüksek olduğu
bir mitingdi. Türkiye'nin dört bir yanın
dan insanlar akın etmişlerdi. "Sivas'tan kalkıp geldim" diyenleri duydum. Tiyatro oyunu ile program zenginlesmisti. Bir talihsizlik elektrik kontaginin atmasi sonucu konserin iptali oldu.
Akkuyu halkinin nukleer karsit olanları bizimleydi. 2 yıl aradan sonra yeniden emektar kartonum ile Büyükeceli köyünde yürüdüm, kadınlar ile sohbet ettim. Meliha Bacı olsun, Hatice Bacı olsun,
kadınların GDO'lar konusunda da bilgili olduklarını gördüm. Hem nükleer santral yapımına hem de GDO'lara HAYIR dedik birlikte. Mersin'den gelen çocuklar ile konuştum.
Düşünce bir, hissiyat bir, amaç tek. Nükleer Santralı ne Akkuyu'da ne de Türkiye'nin bir başka köşesinde kurdurtmamak. Akkuyu bir Rus köyü olmayacak. TBMM'den karar çıkmış olabilir fakat milletin vekillerinin kulaklarındaki, yüreklerindeki ve akıllarındaki pası gidermenin zamanı geldi.
Nukleere Karsi Yuruyusum Devam Edecek.
Aysen Eren
Monday, August 11, 2008
Nukleer Santrallere Karsi Yuruyorum- 9 Agustos- Akkuyu, Mersin
Sohbet ettigim Ummu Sahin yillardir nukleer santraller yapilmasin diye mucadele edenlerden. Koyun en yaslilarindan. Yukarda Gulnar, asagida Akkuyu baska yer gormemis ama bilgili ve 84 yildir bakan gozleriyle dipdiri, canli bakiyor. "Bizi topragimizdan koparmaya calisiyorlar" diyor. Ve ekliyor "Sahip olduklarimizi bu nukleer santral yuzunden kaybedecegiz". Akkuyu'nun nufusunun giderek azaldigini kizindan ogreniyorum. Lise olmadigindan cocuklari lise cagina gelenler Silifke'ye tasinmak zorunda kaliyormus. Kendisi de 2 cocugu ile kisin Silifke'de yazin koyde kaliyor.
Nukleer santral yapmak isteyenlerin en buyuk vaadi koyluye is imkani saglayacaklari. Santralin guvenlik islerini 2 yilligina alan sirket 15 kisiyi ise almis. Bu sayi 35e cikacakmis.
Akkuyu koylusu tarimdan gecimini sagliyor. Dusen tarim gelirleri yuzunden durumlari hergecen gun kotuye gidiyor. Koyde yillardir nukleere karsi mucadele eden Budak ailesinden Kemal Budak, organik tarim yapmak istediklerini soyledi. Kooperatifleri ile bu konuda calismak istiyorlar. Yol gostericiye ihtiyaclari oldugunu ekledi.
Akkuyu koylusune karsi nukleercilerce yurutulen politikaya gore;
1. koy olarak kalacaklar, tarim gelirleri azaldigi icin topraklarini satip sehre tasinacaklar. Bu nukleercilerin cok isine geliyor. cunku koy santrale cok yakin oldugu icin kaldirilmasi gerekiyor. kendiliginden giderlerse ekmeklerine yag surulmus olacak.
2. Nufuslarinin artmasi nukleer santral kurulmasina bagli olarak gosteriliyor. Santral icin gelenlerle nufus artinca, belediye olacaklar, eski guzel gunler geri gelecek. Belki lise bile acilacak.
Akkuyu Koylusu Nukleer'den degil Organik Tarimdan ekmek yemek istiyor. Nukleer enerji degil Akdeniz gunesini elektrige cevirecek gunes ciftligi, Akdeniz ruzgarini elektrige donusturecek ruzgar cifltigi istiyor.
Koyun civari Akdeniz'in tipik butun guzelliklerine sahip. Masmavi deniz, yemyesil camlarla kapli daglar, verimli topraklar, daglardan gelen su...
Sadece Avrupa'da, 2008 yilinda bugune kadar gecen 7 ay icinde, nukleer santrallerde 21 tane kaza/olay yasanmis. Gecen ay Fransa'da yasanan kazada sulara radyoaktif maddeler karistigi icin tarim arazilerinin sulanmasi, kuyu sularinin, cesme sularinin kullanimi yasaklandi. Hayvanlarin derelerden su icmesini engellemeye calisiyorlar. Tarimsal urunler zarar gordu. Hersey kontrol ediliyor. Su, toprak, yiyecek, bitki... Halk korktu ve huzursuz oldu. Cunku bu olayin onlari nasil etkileyecegini bilemiyorlar. Siselenmis su satislari patladi. Ne yapacaklar hayvanlarina ve tarlalarindaki urunlere Avian ile mi sulayacaklar?
Akkuyu'da konusma firsati buldugum kadinlara dilimin dondugunce bunu anlatmaya calistim. Nukleere karsilar ama yurutulen politikalardan dolayi zordalar. Akkuyu'lunun yaninda pankartlar, turkuler, sloganlarinla birlikte
- organik tarim,
- temiz enerji
- eko-turizm
projeleri ile de olmak lazim. Onlarin kalkinmasi nukleercilere karsi daha saglam durmalarini saglayacaktir.
Nukleere karsi yuruyusum devam edecek...
Selamlar,
Ayşen Eren '87
www.nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com
Labels:
anti-nuclear,
nuclear,
turkey,
turkiye
Monday, June 23, 2008
Nukleer Enerjiye Karsi Yuruyorum-20 Haziran-Cevre Analisti Lester Brown'la
Unlu cevre analisti Lester Brown 20 Haziran'da İstanbul Bilgi Universitesi' nde konferans verdi. Enerji ve Tabii Kaynaklari bakani Hilmi Guler katilimcilar arasindaydi.
Konferans sonrasinda soru-cevap bolumunde Lester Brown'a kuresel isinma ve nukleer enerji iliskisi uzerine bir soru yonelttim:
Nukleer enerji lobisi, nukleer enerji santrallarinin kuresel iklim degisikligi icin bir cozum oldugunu iddia ediyorlar. Nukleer enerji karsitlari basta tehlikeli nukleer atiklar olmak uzere yaratacagi risk ve sorunlardan dolayi nukleer santrallarin kurulmasini istemiyorlar. Turkiye su an kritik bir noktada. Cunku Sayin Hilmi Guler ve hukumet nukleer enerji lobisini destekliyor. TEMA ve sivil toplum kuruluslari ise nukleer enerjiyi Turkiye'de istemiyor. Sizin gorusunuzu ogrenebilir miyim?
Lester Brown:
Tum maliyetler eklendiginde
-atiklarin yokedilmesi
-olasi kazalara karsi sigortalanmasi ki bu sorumluluk altinda hicbir sigorta sirketi giremiyor
-islevini tamamlayan nukleer santrallarin sokulmesi vs.
nukleer enerji ekonomik bir cozum degil. Nukleer enerjiyi kullanan ulkelere baktiginizda Fransa, Cin gibi elektrigin monopol olarak uretildigini gorursunuz. Ekonomik degil. (Sonra Hayrettin Karaca ve Nihat Gokyigit arasinda oturan Hilmi Guler'e bakarak,) "Bu yonetilemeyen teknoloji ve bunu kabul etmemiz gerek." (It is unmanageable technology and we have to recognize it.).
Daha sonra soz alan Bakan Hilmi Guler, cevaben sunlari soyledi:
Nukleer enerji konusuna gelince Sayin Lester Brown ve soruyu soran arkadasa tesekkur ederim. Bu soruya cevabim soyle olacak. - İki adam sohbet ediyorlarmis. Biri gozum agriyor demis. Digeri benim de disim agriyordu, disimi cektim, demis.-
Kendisine cevap verme imkanim olsaydi, soyleceklerim "Bizim ne gozumuz, ne disimiz agriyor Sayin Hilmi Guler ama sizin nukleer enerji konusundaki israriniz basimizi agritiyor." olurdu....
Konferanstan alintilara asagida yer verdim. Ilgilenenlerin dikkatine...
Selamlar,
Ayşen Eren
************ ********* ********* ******
Lester Brown'dan once soz alan Hayrettin Karaca "Al, tuket, yoket, mahvet" prensibi ile calisan kuresel ekonomi, emperyalizm, tuketim ekonomisi her neyse kurbani olmayacagiz dedi. Uretimin talebe gore ayarlanmasi gerektigini, uretilenin tuketilmesinin yanlis oldugu soyledi. Rio'da konan hedefin "Koru ve Paylaş" olduğunu hatirlatti.
Daha sonra soz alan Lester Brown, ulkeler ve hukumetler uzerinde iki yeni buyuk gerilim kaynağindan
1. Yukselen petrol fiyatlari
2. Yukselen gida fiyatlarindan
bahsetti, bu artislarin anlik, mevsimlik, yillik degil uzun sureli egilimler oldugunu soyledi.
Hilmi Guler'e bakarak Turkiye ve diger ulkelerdeki enerji bakanlarinin verdikleri kararlarin tarim bakanligini etkileyecegini, saglik bakanliginin politikalarinin tarim bakanligini etkileyecegini belirtti. Lester Brown'a gore enerji bakanlarinin gorevleri cok kritik ve dunyanin gelecegini etkileyecekler.
Dunyanin dogal kaynaklarinin geri kazanilmasinin (toprak, orman, balik yataklari vs) son derece onemli oldugunu, yontem degisikliklerinin zorunlu hale geldigini soyledi.
Nukleer enerji lobisi, nukleer enerji santrallarinin kuresel iklim degisikligi icin bir cozum oldugunu iddia ediyorlar. Nukleer enerji karsitlari basta tehlikeli nukleer atiklar olmak uzere yaratacagi risk ve sorunlardan dolayi nukleer santrallarin kurulmasini istemiyorlar. Turkiye su an kritik bir noktada. Cunku Sayin Hilmi Guler ve hukumet nukleer enerji lobisini destekliyor. TEMA ve sivil toplum kuruluslari ise nukleer enerjiyi Turkiye'de istemiyor. Sizin gorusunuzu ogrenebilir miyim?
Lester Brown:
Tum maliyetler eklendiginde
-atiklarin yokedilmesi
-olasi kazalara karsi sigortalanmasi ki bu sorumluluk altinda hicbir sigorta sirketi giremiyor
-islevini tamamlayan nukleer santrallarin sokulmesi vs.
nukleer enerji ekonomik bir cozum degil. Nukleer enerjiyi kullanan ulkelere baktiginizda Fransa, Cin gibi elektrigin monopol olarak uretildigini gorursunuz. Ekonomik degil. (Sonra Hayrettin Karaca ve Nihat Gokyigit arasinda oturan Hilmi Guler'e bakarak,) "Bu yonetilemeyen teknoloji ve bunu kabul etmemiz gerek." (It is unmanageable technology and we have to recognize it.).
Daha sonra soz alan Bakan Hilmi Guler, cevaben sunlari soyledi:
Nukleer enerji konusuna gelince Sayin Lester Brown ve soruyu soran arkadasa tesekkur ederim. Bu soruya cevabim soyle olacak. - İki adam sohbet ediyorlarmis. Biri gozum agriyor demis. Digeri benim de disim agriyordu, disimi cektim, demis.-
Kendisine cevap verme imkanim olsaydi, soyleceklerim "Bizim ne gozumuz, ne disimiz agriyor Sayin Hilmi Guler ama sizin nukleer enerji konusundaki israriniz basimizi agritiyor." olurdu....
Konferanstan alintilara asagida yer verdim. Ilgilenenlerin dikkatine...
Selamlar,
Ayşen Eren
************ ********* ********* ******
Lester Brown'dan once soz alan Hayrettin Karaca "Al, tuket, yoket, mahvet" prensibi ile calisan kuresel ekonomi, emperyalizm, tuketim ekonomisi her neyse kurbani olmayacagiz dedi. Uretimin talebe gore ayarlanmasi gerektigini, uretilenin tuketilmesinin yanlis oldugu soyledi. Rio'da konan hedefin "Koru ve Paylaş" olduğunu hatirlatti.
Daha sonra soz alan Lester Brown, ulkeler ve hukumetler uzerinde iki yeni buyuk gerilim kaynağindan
1. Yukselen petrol fiyatlari
2. Yukselen gida fiyatlarindan
bahsetti, bu artislarin anlik, mevsimlik, yillik degil uzun sureli egilimler oldugunu soyledi.
Hilmi Guler'e bakarak Turkiye ve diger ulkelerdeki enerji bakanlarinin verdikleri kararlarin tarim bakanligini etkileyecegini, saglik bakanliginin politikalarinin tarim bakanligini etkileyecegini belirtti. Lester Brown'a gore enerji bakanlarinin gorevleri cok kritik ve dunyanin gelecegini etkileyecekler.
Dunyanin dogal kaynaklarinin geri kazanilmasinin (toprak, orman, balik yataklari vs) son derece onemli oldugunu, yontem degisikliklerinin zorunlu hale geldigini soyledi.
Lester Brown "herkes petrol bitecegini soyluyor ama kimse topragin tukenmesinden bahsetmiyor. Petrolun alternatifi var ama topragin yok" diyerek toprak erozyonunun yikici etkisine dikkat cekti.
Onerdigi bazi cozumler;
Yeni temiz enerji kaynaklarina yatirim,
Agac dikmek.
Ruzgar ve gunes enerjisine deginen Lester Brown, var olan yatirimlarin kisa surede doga dostu teknoloji ureten yatirimlara donusturulebilecegi ni soyledi.
Unlu cevre bilimciye gore kuresel iklim degisikligi "massive market failer - muazzam bir pazar başarısızlığı". Kuresel iklim degisikligi sorunu gelecekte buyuk maliyeti getirecek.
Araba, benzin vs. odeme yaparken bunlarin uretiminin ve kullaniminin neden oldugu hava, su, toprak kirliliği, iklim degisikligi sorunlarinin cozumu icin para odenmedigini ama odenmesi gerektigini, bunun icin "restructuring tax system - vergi sisteminin yeniden yapilandirilmasini" onerdi.
Lester Brown'a gore, Sosyalizmin, pazarin gercegi soylemesine izin vermedigi icin yikildi, Kapitalizm ise pazarin ekolojik gercekleri soylemesine izin vermedigi icin yikilacak.
Cevre sorunlari ile ilgili olarak medyaya buyuk sorumluluk ve kritik bir rol dustugune degindi.
Dunyayi kurtarmak icin herkesin seferber olmasi gerektigini, gelecegin hepimize ait oldugunu, yapilmasi gerekenleri belirleyip, plan ve tarih koyup hemen calismalara baslanmasini soyleyerek konusmasini tamamladi.
Onerdigi bazi cozumler;
Yeni temiz enerji kaynaklarina yatirim,
Agac dikmek.
Ruzgar ve gunes enerjisine deginen Lester Brown, var olan yatirimlarin kisa surede doga dostu teknoloji ureten yatirimlara donusturulebilecegi ni soyledi.
Unlu cevre bilimciye gore kuresel iklim degisikligi "massive market failer - muazzam bir pazar başarısızlığı". Kuresel iklim degisikligi sorunu gelecekte buyuk maliyeti getirecek.
Araba, benzin vs. odeme yaparken bunlarin uretiminin ve kullaniminin neden oldugu hava, su, toprak kirliliği, iklim degisikligi sorunlarinin cozumu icin para odenmedigini ama odenmesi gerektigini, bunun icin "restructuring tax system - vergi sisteminin yeniden yapilandirilmasini" onerdi.
Lester Brown'a gore, Sosyalizmin, pazarin gercegi soylemesine izin vermedigi icin yikildi, Kapitalizm ise pazarin ekolojik gercekleri soylemesine izin vermedigi icin yikilacak.
Cevre sorunlari ile ilgili olarak medyaya buyuk sorumluluk ve kritik bir rol dustugune degindi.
Dunyayi kurtarmak icin herkesin seferber olmasi gerektigini, gelecegin hepimize ait oldugunu, yapilmasi gerekenleri belirleyip, plan ve tarih koyup hemen calismalara baslanmasini soyleyerek konusmasini tamamladi.
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Wednesday, April 30, 2008
Nukleer Santrallere KARSI Yuruyorum - Mersin NKP Mitingi - 26 Nisan
Miting sonrasinda elimde yollarda yurumekten, cantada tasinmaktan iyice yipranmis "Nukleer Oldurur! Nukleere HAYIR" kartonumla Mersin'in bilmedigim kalabalik sokaklarinda yurudum. Yoldan gecenler ilgiyle mesajimi okudu. Neredeyse okumadan gecen olmadi. Yuzlerde mesaji destekleyen olumlu ifadeler gordum. Mersin halki yavas yavas haberdar oluyor ve tepkililer. Ana gecim kaynaklari turizm, tarim, hayvancilik ciddi darbe alacak. Farkindalar.
Cernobil gununde yasananlari hatirlama ve bunlari nukleer santrallar kurma planlari yapanlara hatirlatma, nukleer enerjinin cozum degil, sorun oldugunu vurgulama, Mersin halkinin yaninda oldugumuzu bildirmek icin yapilan miting amacina ulasti.
Nukleer enerjiye karsi yuruyusum devam edecek...
Selamlar,
Ayşen Eren
www.nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com
Labels:
anti-nuclear,
nuclear,
turkey,
turkiye
Saturday, February 09, 2008
Dünya Sağlık Örgütü’nün Radyasyon ve Sağlık Alanında Bağımsız Olması İçin Sağlık Uzmanları Çağrısı-9 Subat 08
KİME:
Sayın Chan, Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü ve
Prof. Dr. Recep Akdağ,T.C. Sağlık Bakanı.
Dünya Sağlık Örgütü halk sağlığı sorunlarının çözümüne yönelik çalışır ve “bilgilendirilmiş kamuoyunun oluşturulmasına yardımcı olmak” başlıca sorumlulukları arasındadır (DSÖ’nün Kuruluşuna İlişkin Yasa, 7 Nisan 1948). Fakat, 28 Mayıs 1959’da imzalanan DSÖ/UAEA anlaşmasından beri DSÖ UAEA’nın emrine girmiştir. Sağlık uzmanları olarak, DSÖ’nün, kuruluşuna ilişkin yasada öngörüldüğü şekilde, iyonlaşmış radyasyon alanında bağımsızlığını geri kazanmasına yönelik girişimi destekliyoruz. Geçmişte DSÖ, kurumun içine tütün lobisine ait şahıslar sızdığından dolayı, pasif sigara içiciliğine karşı mücadelesinde etkisiz hale getirilmiştir. DSÖ simdi de, BM hiyerarşisinin tepesindeki UAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) tarafından temsil edilen, ve tütün lobisinden çok daha güçlü olan nükleer lobi tarafından felce uğratılmaktadır. Diğer BM ajansları ve DSÖ sadece BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi’ne rapor vermekle yükümlü iken, UAEA BM Güvenlik Konseyi’ne rapor vermekle yükümlü olup, bu konseyin bünyesinde ticari nükleer enerjinin tanıtımını koordine etmektedir.
UAEA’nın yasal ana amacı dünyada atom enerjisinin barış, sağlık ve refaha katkısını artırmak ve hızlandırmaktır. DTÖ/UAEA anlaşması “Ne zaman organizasyonlardan herhangi biri diğer organizasyonun büyük ilgisi olan veya olabilecek olan bir konuda bir program veya aktivite başlatmayı önerirse, ilk taraf ortak anlaşmayla konuyu ayarlayan bir görüşle diğer tarafa danışmalıdır.” şartını koyar. Anlaşma ayrıca (şık III) “gizli bilginin korunması için belirli kısıtlamaların” uygulanmasını sağlar. Bu gizlilik 23 - 27 Kasım 1995’deki DSÖ Çernobil Konferansı’nın tutanaklarının yayınlanmamasına yol açmıştır. 700 katılımcı Mart 1996 için söz verilen tutanakları halen beklemektedir. Konferans tarihinde DTÖ genel direktörü olan Dr. Nakajima, 2001’de İsveç İtalyan Televizyonu ile yaptığı röportajda DSÖ ve UAEA arasında hukuki olarak belirlenen ilişkilerden dolayı bu tutanakların sansür edildiğini doğrulamıştır.
Araştırma projeleri için, “ortak anlaşmayla konunun ayarlanması” ifadesi DSÖ’nün nükleer kaza alanındaki tüm özgürlüğünün kaldırılmasını ima eder. Cenevre’deki 1995 konferansının programının ekleri Çernobil kaza sonuçlarının kronolojisini göstermekte ve DSÖ’nün katılımının çok geç olduğunu doğrulamaktadır. Eklerdeki son iki nokta kayda değerdir. “1990 başı: DSÖ, uluslararası yardım projesinin başlatılması için Sovyetler Birliği Sağlık Bakanlığı tarafından davet edildi. 1991 Mayıs. Uluslararası proje UAEA tarafından tamamlandı.”
Yani, Sovyetler Birliği Sağlık Bakanlığı tarafından istenen proje için planları sağlayan UAEA’nın kendisidir. Bu, diş çürümeleri bile en öncelikli konuların arasına alınırken, DSÖ’nün 1957’de yayımlanan “Radyasyonun İnsanlardaki Genetik Etkileri Teknik Raporu”ndan beri kritik bir konu olarak kabul edilen genetik hasarın projeden neden çıkarıldığını açıklamaktadır.
Sonuç olarak, Çernobil’e ilişkin sağlık problemleri hakkında BM’ye bilgi verenler, atom enerjisinden ticari gelir elde edenler, UAEA ajansı ve ajansın sözcüsü, ve ayrıca ICRP*’nin kendi kendini atamış memurlarının önerilerine bağımlı olarak çalışan UNSCEAR’dır. Bu şahıs ve kurumlar, 1996’da Çernobil kazası sonrasında yayılan radyasyondan kaynaklanan toplam ölümlerin 32 olduğunu ileri sürdüler. 2005’te ise 54 ölümden dem vururken ayrıca çocuklarda 4000 tiroyid kanser vakası görüldüğünü kabul ettiler ki UAEA’nın bu gerçeği 1995’te yaptığı gibi göz ardı etmesine artik imkan kalmamıştı.
DSÖ’nün Çernobil nedeniyle radyoaktif kirliliğe maruz kalmış çevrelerde yaşamaya mahkum edilen 1 milyon çocuğa acilen destek sağlaması gerekmektedir. Radyoaktif kirliliğin %90’ı dahili, geri kalanı haricidir. Bazı iç organlar radyoaktif maddeleri yüksek yoğunlukta biriktirir. Bunun neticesinde ortaya çıkan kronik kirlenmenin sağlık üzerinde çok ciddi etkileri vardır. Bugün Belarus’ta kirlenmiş alanlarda yaşayan çocukların %85’i hastadır, patlamadan önce bu rakam %15 idi**. 2001’de Rus Federasyonu Şef Sağlık Memuru, 184,000 tasfiye memurunun %10’unun öldüğüne ve üçte birinin sakat kaldığına işaret etmiştir. 25 Nisan 2005’te Paris Ukrayna Büyükelçiliği’nde yapılan basın açıklamasına göre ayrıca bu şahısların %94,2’si 2004 yılı itibariyle hastaydı. 2001 Kiev konferansında, bu işçilerin %10’unun, ki bunların yarısı genç asker acemileriydi, öldüğünü, üçte birinin hasta olduğunu ve durumlarının hızla kötüye gittiğini öğrendik. Ukrayna Büyükelçiliği kirlenmiş bölgede yaşayanların %87,5’nin hasta olduğunu ve bu oranın her yıl arttığını belirtti.
Ukrayna, Belarus ve Rusya Federasyonu’nda yapılan yüzlerce epidemiyolojik araştırma, tüm kanser tiplerinde binlerce ölümle sonuçlanan vakalarda kayda değer bir yükselme olduğunu, ölü doğum ve erken doğumlarda artışı, ani düşük vakalarının arttığını, sayıları gitgide artan genetik anomali ve biçim bozukluklarını , zihin gelişiminde gerilik ve bozukluk, sinir hastalıkları, körlük ve solunum, kardiyovasküler, sindirim, idrar yolları ve endokrin sistem hastalıklarında artışı saptadı.
Aşağıda imzaları olan sağlık uzmanları, 10 yıldan daha uzun süredir devam eden bu kabul edilemez durumu değiştirmek için 26 Nisan 2007’den beri DSÖ’nün önünde sessizce nöbet bekleyen kişileri destekliyoruz. Onlarla birlikte, kuruluş metnine uygun olarak DSÖ’nün bağımsızlığını yeniden kazanması için WHA 12-40 numaralı anlaşmanın değiştirilmesini talep ediyoruz.
Bizler, bu anlaşmanın tekrar gözden geçirilmesi hususunun bir sonraki Dünya Sağlık Meclisi programına konulmasını talep ediyoruz. Çünkü DSÖ, iyonize radyasyon, Çernobil sonrası sağlık komplikasyonları ve özellikle yapay radyoelementlerin uzun süreli solunumundan kaynaklanan kronik, düşük dozlu radyasyon alımının sağlığa etkileri alanında “uluslararası sağlık işlerini yönlendiren ve koordine eden yetkili olarak hareket edebilmeli”, “araştırmayı özendirip yönetebilmeli” ve “sağlık alanında halka gerekli bilgi, danışmanlık hizmetleri ve desteği sağlayabilmelidir”(DSÖ Anayasası 2.a, n ve q şıkları).
*ICRP International Commission on RadioProtection – Radyo Güvenliğinde Uluslararası Komisyon ** Rakamlar Nisan 2000’deki parlamento duruşması sırasında Sağlık Bakanlığı ve Belarus Bilimler Akademisi tarafından sağlanmıştır.
Sayın Chan, Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü ve
Prof. Dr. Recep Akdağ,T.C. Sağlık Bakanı.
Dünya Sağlık Örgütü halk sağlığı sorunlarının çözümüne yönelik çalışır ve “bilgilendirilmiş kamuoyunun oluşturulmasına yardımcı olmak” başlıca sorumlulukları arasındadır (DSÖ’nün Kuruluşuna İlişkin Yasa, 7 Nisan 1948). Fakat, 28 Mayıs 1959’da imzalanan DSÖ/UAEA anlaşmasından beri DSÖ UAEA’nın emrine girmiştir. Sağlık uzmanları olarak, DSÖ’nün, kuruluşuna ilişkin yasada öngörüldüğü şekilde, iyonlaşmış radyasyon alanında bağımsızlığını geri kazanmasına yönelik girişimi destekliyoruz. Geçmişte DSÖ, kurumun içine tütün lobisine ait şahıslar sızdığından dolayı, pasif sigara içiciliğine karşı mücadelesinde etkisiz hale getirilmiştir. DSÖ simdi de, BM hiyerarşisinin tepesindeki UAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) tarafından temsil edilen, ve tütün lobisinden çok daha güçlü olan nükleer lobi tarafından felce uğratılmaktadır. Diğer BM ajansları ve DSÖ sadece BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi’ne rapor vermekle yükümlü iken, UAEA BM Güvenlik Konseyi’ne rapor vermekle yükümlü olup, bu konseyin bünyesinde ticari nükleer enerjinin tanıtımını koordine etmektedir.
UAEA’nın yasal ana amacı dünyada atom enerjisinin barış, sağlık ve refaha katkısını artırmak ve hızlandırmaktır. DTÖ/UAEA anlaşması “Ne zaman organizasyonlardan herhangi biri diğer organizasyonun büyük ilgisi olan veya olabilecek olan bir konuda bir program veya aktivite başlatmayı önerirse, ilk taraf ortak anlaşmayla konuyu ayarlayan bir görüşle diğer tarafa danışmalıdır.” şartını koyar. Anlaşma ayrıca (şık III) “gizli bilginin korunması için belirli kısıtlamaların” uygulanmasını sağlar. Bu gizlilik 23 - 27 Kasım 1995’deki DSÖ Çernobil Konferansı’nın tutanaklarının yayınlanmamasına yol açmıştır. 700 katılımcı Mart 1996 için söz verilen tutanakları halen beklemektedir. Konferans tarihinde DTÖ genel direktörü olan Dr. Nakajima, 2001’de İsveç İtalyan Televizyonu ile yaptığı röportajda DSÖ ve UAEA arasında hukuki olarak belirlenen ilişkilerden dolayı bu tutanakların sansür edildiğini doğrulamıştır.
Araştırma projeleri için, “ortak anlaşmayla konunun ayarlanması” ifadesi DSÖ’nün nükleer kaza alanındaki tüm özgürlüğünün kaldırılmasını ima eder. Cenevre’deki 1995 konferansının programının ekleri Çernobil kaza sonuçlarının kronolojisini göstermekte ve DSÖ’nün katılımının çok geç olduğunu doğrulamaktadır. Eklerdeki son iki nokta kayda değerdir. “1990 başı: DSÖ, uluslararası yardım projesinin başlatılması için Sovyetler Birliği Sağlık Bakanlığı tarafından davet edildi. 1991 Mayıs. Uluslararası proje UAEA tarafından tamamlandı.”
Yani, Sovyetler Birliği Sağlık Bakanlığı tarafından istenen proje için planları sağlayan UAEA’nın kendisidir. Bu, diş çürümeleri bile en öncelikli konuların arasına alınırken, DSÖ’nün 1957’de yayımlanan “Radyasyonun İnsanlardaki Genetik Etkileri Teknik Raporu”ndan beri kritik bir konu olarak kabul edilen genetik hasarın projeden neden çıkarıldığını açıklamaktadır.
Sonuç olarak, Çernobil’e ilişkin sağlık problemleri hakkında BM’ye bilgi verenler, atom enerjisinden ticari gelir elde edenler, UAEA ajansı ve ajansın sözcüsü, ve ayrıca ICRP*’nin kendi kendini atamış memurlarının önerilerine bağımlı olarak çalışan UNSCEAR’dır. Bu şahıs ve kurumlar, 1996’da Çernobil kazası sonrasında yayılan radyasyondan kaynaklanan toplam ölümlerin 32 olduğunu ileri sürdüler. 2005’te ise 54 ölümden dem vururken ayrıca çocuklarda 4000 tiroyid kanser vakası görüldüğünü kabul ettiler ki UAEA’nın bu gerçeği 1995’te yaptığı gibi göz ardı etmesine artik imkan kalmamıştı.
DSÖ’nün Çernobil nedeniyle radyoaktif kirliliğe maruz kalmış çevrelerde yaşamaya mahkum edilen 1 milyon çocuğa acilen destek sağlaması gerekmektedir. Radyoaktif kirliliğin %90’ı dahili, geri kalanı haricidir. Bazı iç organlar radyoaktif maddeleri yüksek yoğunlukta biriktirir. Bunun neticesinde ortaya çıkan kronik kirlenmenin sağlık üzerinde çok ciddi etkileri vardır. Bugün Belarus’ta kirlenmiş alanlarda yaşayan çocukların %85’i hastadır, patlamadan önce bu rakam %15 idi**. 2001’de Rus Federasyonu Şef Sağlık Memuru, 184,000 tasfiye memurunun %10’unun öldüğüne ve üçte birinin sakat kaldığına işaret etmiştir. 25 Nisan 2005’te Paris Ukrayna Büyükelçiliği’nde yapılan basın açıklamasına göre ayrıca bu şahısların %94,2’si 2004 yılı itibariyle hastaydı. 2001 Kiev konferansında, bu işçilerin %10’unun, ki bunların yarısı genç asker acemileriydi, öldüğünü, üçte birinin hasta olduğunu ve durumlarının hızla kötüye gittiğini öğrendik. Ukrayna Büyükelçiliği kirlenmiş bölgede yaşayanların %87,5’nin hasta olduğunu ve bu oranın her yıl arttığını belirtti.
Ukrayna, Belarus ve Rusya Federasyonu’nda yapılan yüzlerce epidemiyolojik araştırma, tüm kanser tiplerinde binlerce ölümle sonuçlanan vakalarda kayda değer bir yükselme olduğunu, ölü doğum ve erken doğumlarda artışı, ani düşük vakalarının arttığını, sayıları gitgide artan genetik anomali ve biçim bozukluklarını , zihin gelişiminde gerilik ve bozukluk, sinir hastalıkları, körlük ve solunum, kardiyovasküler, sindirim, idrar yolları ve endokrin sistem hastalıklarında artışı saptadı.
Aşağıda imzaları olan sağlık uzmanları, 10 yıldan daha uzun süredir devam eden bu kabul edilemez durumu değiştirmek için 26 Nisan 2007’den beri DSÖ’nün önünde sessizce nöbet bekleyen kişileri destekliyoruz. Onlarla birlikte, kuruluş metnine uygun olarak DSÖ’nün bağımsızlığını yeniden kazanması için WHA 12-40 numaralı anlaşmanın değiştirilmesini talep ediyoruz.
Bizler, bu anlaşmanın tekrar gözden geçirilmesi hususunun bir sonraki Dünya Sağlık Meclisi programına konulmasını talep ediyoruz. Çünkü DSÖ, iyonize radyasyon, Çernobil sonrası sağlık komplikasyonları ve özellikle yapay radyoelementlerin uzun süreli solunumundan kaynaklanan kronik, düşük dozlu radyasyon alımının sağlığa etkileri alanında “uluslararası sağlık işlerini yönlendiren ve koordine eden yetkili olarak hareket edebilmeli”, “araştırmayı özendirip yönetebilmeli” ve “sağlık alanında halka gerekli bilgi, danışmanlık hizmetleri ve desteği sağlayabilmelidir”(DSÖ Anayasası 2.a, n ve q şıkları).
*ICRP International Commission on RadioProtection – Radyo Güvenliğinde Uluslararası Komisyon ** Rakamlar Nisan 2000’deki parlamento duruşması sırasında Sağlık Bakanlığı ve Belarus Bilimler Akademisi tarafından sağlanmıştır.
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Sunday, January 20, 2008
"Nukleer Enerji Arenasi" nda "Nukleere Hayir" dedik...-18 Ocak 08
Saat 10'da Taksim'e gelen Timur Danis ile belki baska katilanlar olur dusuncesiyle biraz bekleyip Lutfi Kirdar Kongre Merkezi'ne gittik. Ismail Yenigun eyleme katilmak istediyse de yetisemedi.
NKP'den -iki- kisi olarak, Istanbul'da nukleer sevdalisi Enerji Bakanligi ile sektorun gladyatorleri olmaya aday sirket yetkililerinin katilacagi ust duzey bu toplantida nasil sesimizi duyurabiliriz? Cantamda evde hazirladigim "Nukleer Oldurur. Nukleere Hayir" yazan basit bir karton. Aktivist olarak amacim bu kartondaki mesajı, toplantiya katilanlarin kafalarina kazimak; Anti-nukleer gruplarin varliklarini, arenanin bos olmadigini hatirlatmak; vatandas olarak hukumetin nukleer enerji politikasina "hayir" demek.
Lutfi Kirdar'da toplanti oldugunun emaresi yok. Koskocaman binanin girisinde kucucuk bir afis yapistirmislar. Toplantiyi Stratejik Teknik Ekonomik Arastirmalar Merkezi (STEAM) duzenliyor, sponsorlar Calik Enerji, Sabanci, Bereket Enerji Uretim AS.
Katilimcilar;
Yaman Baskut, STEAM, emekli buyukelci
Faruk Demir, Enerji guvenligi analisti
Hilmi Guler, Bakan
Akira Omoto, Uluslararasi Nukleer Enerji Ajansi
Peter Lyons, ABD Nukleer Duzenleme Komisyonu
Volkan Ediger, Cumhurbaskanligi Enerji Danismani
Necmi Dayday, Uluslararasi Nukleer Enerji Ajansi Eski Mufettisi
Selahattin Hakman, Sabanci H.
Murat Sungur Bursa, Zorlu H.
Nevzat Sahin, Ciner
Muzaffer Basaran, Enerji Teknolojileri Platformu Baskani
Hakan Ozyildiz, Hazine eski Mustesar Yrd.
Haci Duran Gokkaya, TETAS Gn. Md.
Riza Kadilar, Natixis Pramex Int.
Ahmet Calik, Calik H.
EnBW Energie, AECL, AREVA, General Electric, Westinghouse, JSC Atomstroyexport, Ingiltere Atom Enerjisi Kurumu temsilcileri
Taner Yildiz, AKP milletvekili
Ozlem Cercioglu, CHP milletvekili
Oktay Vural, MHP milletvekili
Ali Nezihi Bilge, Yeditepe Uni.
Sarman Gencay, ITU.

Once guvenlik kontrolunden gectik. Kapidaki tesrifatci hanima toplanti icin geldigimizi soyledik. Buyrun deyip ust kati gosterdi. Ciktik. Giris masasindaki hanima toplanti icin geldigimizi soyleyince, isimlerimizi sordu, listeden kontrol etti. Bulamadi (dogal olarak). Katilmak istiyoruz deyince. Bir beye yonlendirdi. STEAM'dan olan beye dilegimizi iletti. Bu bey toplantinin halka acik oldugunu ama 678 Avro arti KDV ucreti oldugunu soyleyince, ama biz vatandas olarak bu parayi odeyemeyiz deyip, bir kolaylik gostermelerini rica ettik. Bir baska beye bizi yonlendirdi. Toplantinin organizasyonunu yapan bu beye arzumuzu tekrarladik. Timur "Sayin Bakan bilmiyorsunuz diye bizi sucluyor, dinleyip ogrenmeye geldik" dedi. Teknik bir toplanti oldugu soylenince, endustri yuksek muhendisi oldugumu belirttim. Bu sefer halka acik ama ucreti odemelisiniz dedi. O kadar paramiz yok, daha uygun birsey yapabilir misiniz diye sorduk. Cunku gercekten girip dinlemek ve ogrenmek istiyoruz. Nukleer Karsiti Platformdaniz deyince adam icerinin cok dolu oldugunu para odesek bile yer olmadigini soyledi. Bu arada cay-kahve molasina cikanlar oldu. Ozgur Gurbuz bizi gorunce yanimiza geldi. Cantamdan kartonu cikardim, Ozgur bizi fotografladi. Hersey cok hizli gelisti, iceriye kadar girip eylem yapacagimiz akillarina gelmemisti! Elimdeki kartonu goren butun gazeteciler, televizyoncular bir anda etrafimizi sardi. Sorular uzerine, Timur ile neden nukleere karsi oldugumuzu anlattik. Toplantiya katilip, cay-kahve icin araya cikanlarin suratlarindaki tuhaf ifadeyi gorunce ve gazetecilerin yogun ilgisi uzerine iyi ki geldik dedim. Medya mensuplarina ogrenmek icin geldigimizi ama, 678 Avro+ KDV'lik ucreti odeyemedigimiz icin giremedigimizi, vatandas olarak bize bir kolaylik gostermediklerini anlattik. STEAM'dan ismini bize bir turlu vermeyen bir bey ve saskin saskin etrafimizda dolanan guvenlik gorevlilerinin nezaretinde elimde kartonum bina disina ciktik. Disarda bir grup medya mensubu bizi yine fotografladilar.

Nukleer Karsiti iki kisi ne yapar? Varlik gosterir! "Nukleer Enerji Arenasi" gibi iddiali bir isimle yapilan dunyanin dort bir yaninda gelen nukleercilerin ve Sayin Enerji Bakani'nin katildigi bir toplantiya giderek... Amiyane tabirle "toplantiyi basarak."
Nukleere karsi durusum devam edecek...
Selamlar,
Aysen Eren
Lutfi Kirdar'da toplanti oldugunun emaresi yok. Koskocaman binanin girisinde kucucuk bir afis yapistirmislar. Toplantiyi Stratejik Teknik Ekonomik Arastirmalar Merkezi (STEAM) duzenliyor, sponsorlar Calik Enerji, Sabanci, Bereket Enerji Uretim AS.
Katilimcilar;
Yaman Baskut, STEAM, emekli buyukelci
Faruk Demir, Enerji guvenligi analisti
Hilmi Guler, Bakan
Akira Omoto, Uluslararasi Nukleer Enerji Ajansi
Peter Lyons, ABD Nukleer Duzenleme Komisyonu
Volkan Ediger, Cumhurbaskanligi Enerji Danismani
Necmi Dayday, Uluslararasi Nukleer Enerji Ajansi Eski Mufettisi
Selahattin Hakman, Sabanci H.
Murat Sungur Bursa, Zorlu H.
Nevzat Sahin, Ciner
Muzaffer Basaran, Enerji Teknolojileri Platformu Baskani
Hakan Ozyildiz, Hazine eski Mustesar Yrd.
Haci Duran Gokkaya, TETAS Gn. Md.
Riza Kadilar, Natixis Pramex Int.
Ahmet Calik, Calik H.
EnBW Energie, AECL, AREVA, General Electric, Westinghouse, JSC Atomstroyexport, Ingiltere Atom Enerjisi Kurumu temsilcileri
Taner Yildiz, AKP milletvekili
Ozlem Cercioglu, CHP milletvekili
Oktay Vural, MHP milletvekili
Ali Nezihi Bilge, Yeditepe Uni.
Sarman Gencay, ITU.
Once guvenlik kontrolunden gectik. Kapidaki tesrifatci hanima toplanti icin geldigimizi soyledik. Buyrun deyip ust kati gosterdi. Ciktik. Giris masasindaki hanima toplanti icin geldigimizi soyleyince, isimlerimizi sordu, listeden kontrol etti. Bulamadi (dogal olarak). Katilmak istiyoruz deyince. Bir beye yonlendirdi. STEAM'dan olan beye dilegimizi iletti. Bu bey toplantinin halka acik oldugunu ama 678 Avro arti KDV ucreti oldugunu soyleyince, ama biz vatandas olarak bu parayi odeyemeyiz deyip, bir kolaylik gostermelerini rica ettik. Bir baska beye bizi yonlendirdi. Toplantinin organizasyonunu yapan bu beye arzumuzu tekrarladik. Timur "Sayin Bakan bilmiyorsunuz diye bizi sucluyor, dinleyip ogrenmeye geldik" dedi. Teknik bir toplanti oldugu soylenince, endustri yuksek muhendisi oldugumu belirttim. Bu sefer halka acik ama ucreti odemelisiniz dedi. O kadar paramiz yok, daha uygun birsey yapabilir misiniz diye sorduk. Cunku gercekten girip dinlemek ve ogrenmek istiyoruz. Nukleer Karsiti Platformdaniz deyince adam icerinin cok dolu oldugunu para odesek bile yer olmadigini soyledi. Bu arada cay-kahve molasina cikanlar oldu. Ozgur Gurbuz bizi gorunce yanimiza geldi. Cantamdan kartonu cikardim, Ozgur bizi fotografladi. Hersey cok hizli gelisti, iceriye kadar girip eylem yapacagimiz akillarina gelmemisti! Elimdeki kartonu goren butun gazeteciler, televizyoncular bir anda etrafimizi sardi. Sorular uzerine, Timur ile neden nukleere karsi oldugumuzu anlattik. Toplantiya katilip, cay-kahve icin araya cikanlarin suratlarindaki tuhaf ifadeyi gorunce ve gazetecilerin yogun ilgisi uzerine iyi ki geldik dedim. Medya mensuplarina ogrenmek icin geldigimizi ama, 678 Avro+ KDV'lik ucreti odeyemedigimiz icin giremedigimizi, vatandas olarak bize bir kolaylik gostermediklerini anlattik. STEAM'dan ismini bize bir turlu vermeyen bir bey ve saskin saskin etrafimizda dolanan guvenlik gorevlilerinin nezaretinde elimde kartonum bina disina ciktik. Disarda bir grup medya mensubu bizi yine fotografladilar.

Nukleer Karsiti iki kisi ne yapar? Varlik gosterir! "Nukleer Enerji Arenasi" gibi iddiali bir isimle yapilan dunyanin dort bir yaninda gelen nukleercilerin ve Sayin Enerji Bakani'nin katildigi bir toplantiya giderek... Amiyane tabirle "toplantiyi basarak."
Nukleere karsi durusum devam edecek...
Selamlar,
Aysen Eren
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Thursday, November 15, 2007
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum - 14 Kasim 2007
Merhabalar,
Nukleer Yasa Meclis'ten gecti ve onay icin Cumhurbaskani Abdullah Gul'e gonderildi. Bu yasanin veto edilmesi talebini Cumhurbaskanina ileten mektubu ekte gonderiyorum.
Vatandas olarak talebinizi iletmek isterseniz,
Cumhurbaskani e-posta adresi: cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr
Selamlar,
Aysen Eren
*******************
ANKARA; 14.11.2007
Sayın Abdullah GÜL
Türkiye Cumhuriyeti CumhurbaşkanıANKARA
Konu: 09.11.2007 tarihli 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesiyle Enerji Satışına İlişkin Kanunun Veto Edilmesi Talebi
"Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin 5710 Sayılı Kanun" 09.11.2007 tarihinde TBMM tarafından kabul edildi. Makamınıza gönderilen bu yasa, Türkiye'yi bilinen bir çıkmaza sokacaktır. Ülkemizin nükleer güç santrallerine ihtiyacı yoktur. Yıllardır nükleer lobilerin baskısıyla, ülkemiz enerji sektörü plansız ve kuralsız bırakılmıştır. Bunun sonucunda da, Türkiye'nin enerji ihtiyacı lobilerin baskısıyla şekillenmiştir. Oysa ki, pek çok ülke nükleer güç santrallerinden vazgeçmekte, pek çok ülke de kısa dönemde bu santralleri terk edeceğini bildirmektedir. Yatırım sahası daralan nükleer lobiciler, bu santrallerini Türkiye'ye satmaya çalışmaktadır. Kirli, pahalı ve atıklarına hala çözüm bulunamamış nükleer santral çabalarının ülkemiz ekonomisine maliyeti de ağır olacaktır. Enerji alım garantili olarak yapılması düşünülen bu santrallerin ülkemize en kabaca maliyeti 12-15 milyar dolardan fazla olacaktır. Bu maliyet, 1999 depremi sonrasında Türkiye'nin Dünya Bankasından çektiği krediden fazladır. Ülkemizin sınırlı kaynaklarının bu şekilde kullanılması, ülkemizi yeni bir ekonomik bunalıma sürükleyecektir.
Oysaki enerjide kaynak çeşitliliğini yerli kaynaklarımız ile sağlama konusunda hala atılacak önemli adımlar vardır. Bugün Nükleer Santral Yasasının tartışıldığı koşullarda yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın enerji üretimindeki payı son derece düşük seviyededir. Öncelik yerli kaynaklarımızı devreye sokarak yeni yatırımlar ile elektrik enerjisi dağıtımındaki kayıp-kaçakların giderilmesine verilmelidir.
Nükleer santrallerin kaza riski gazetelere yansıyan nükleer kaza vakaları ile sabittir. En son 16 Temmuz 2007’de Japonya’da yaşanan deprem, dünyanın en modern ve en büyük nükleer tesisi Kashiwazaki-Kariwa’da ciddi teknik sorunlar yaratmış ve radyasyon sızıntısı olmuştur. Şüphesiz, bir deprem ülkesi olan Türkiye’de nükleer kaza riski yüksektir. Nükleer güç santrallerinin sağlığa olumsuz etkileri de, başta Çernobil nükleer kazası olmak üzere pek çok facia da yaşanmıştır. Greenpeace tarafından yeni yayınlanan rapora göre, sadece Belarus’da bugüne kadar 93 bini ölümcül toplam 360 bin kanser vakası saptandı. Bu kaza sonrasında “Karadeniz Bölgesinde” kanser vakalarında ciddi artışlar oldu. Bu kazanın etkisi kuşaklar boyu sürdü ve sürecek. “Nükleer” sözcüğü, ülkemiz insanlarında üç sözcüğü çağrıştırıyor, “Çernobil, Kanser, Karadeniz”. Radyasyon görünmez, kokmaz ve sınır tanımaz. Nükleer santrallerin yaratacağı risklere karşı halkımız savunmasızdır.
Kurulacak bu santrallerin ekolojik geleceğimizde onarılamaz tahribatlara yol açacağı ortadadır. Nükleer santrallerden çıkan atıkların binlerce yıl kaybolmadığı, havaya, toprağa ve suya karışma tehlikesi barındırdığı açıktır. Yıllarca gelişmiş ülkeler nükleer santral atıklarını başka ülkelere göndermeye çalışmıştır.
Nükleer Güç Santralleri hakkındaki kanunu çıkartan Meclis, bu konuda kamuoyunda geniş bir uzlaşma aramadan, "ben yaptım oldu" anlayışıyla bu yasayı dayatmıştır. Yasanın görüşüldüğü komisyonlara davet edilen Sivil Toplum Kuruluşları, Elektrik Mühendisleri Odası, TEMA Vakfı ve Greenpeace yasa hakkında olumsuz görüş bildirmiştir. Konuya duyarlı bütün kesimlerin Sinop’ta ve Akkuyu’da başta yöre halkının nükleer santrale karşı çıkması, Meclise verilen 100 bin imza, bilim insanları bildirisi önemli yurttaş tepkileridir.
Anılan sebeplerle 5710 sayılı yasanın onaylanmamasını takdirlerinize arz ederim. Yaşamlarımız ve güzel ülkemiz bir avuç lobicinin çıkarlarına emanet edilmemelidir.
Saygılarımla.
Ad, soyad: Ayşen EREN
Adres: 34704 İstanbul
E-Posta: ayseneren@yahoo.com
Nukleer Yasa Meclis'ten gecti ve onay icin Cumhurbaskani Abdullah Gul'e gonderildi. Bu yasanin veto edilmesi talebini Cumhurbaskanina ileten mektubu ekte gonderiyorum.
Vatandas olarak talebinizi iletmek isterseniz,
Cumhurbaskani e-posta adresi: cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr
Selamlar,
Aysen Eren
*******************
ANKARA; 14.11.2007
Sayın Abdullah GÜL
Türkiye Cumhuriyeti CumhurbaşkanıANKARA
Konu: 09.11.2007 tarihli 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesiyle Enerji Satışına İlişkin Kanunun Veto Edilmesi Talebi
"Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin 5710 Sayılı Kanun" 09.11.2007 tarihinde TBMM tarafından kabul edildi. Makamınıza gönderilen bu yasa, Türkiye'yi bilinen bir çıkmaza sokacaktır. Ülkemizin nükleer güç santrallerine ihtiyacı yoktur. Yıllardır nükleer lobilerin baskısıyla, ülkemiz enerji sektörü plansız ve kuralsız bırakılmıştır. Bunun sonucunda da, Türkiye'nin enerji ihtiyacı lobilerin baskısıyla şekillenmiştir. Oysa ki, pek çok ülke nükleer güç santrallerinden vazgeçmekte, pek çok ülke de kısa dönemde bu santralleri terk edeceğini bildirmektedir. Yatırım sahası daralan nükleer lobiciler, bu santrallerini Türkiye'ye satmaya çalışmaktadır. Kirli, pahalı ve atıklarına hala çözüm bulunamamış nükleer santral çabalarının ülkemiz ekonomisine maliyeti de ağır olacaktır. Enerji alım garantili olarak yapılması düşünülen bu santrallerin ülkemize en kabaca maliyeti 12-15 milyar dolardan fazla olacaktır. Bu maliyet, 1999 depremi sonrasında Türkiye'nin Dünya Bankasından çektiği krediden fazladır. Ülkemizin sınırlı kaynaklarının bu şekilde kullanılması, ülkemizi yeni bir ekonomik bunalıma sürükleyecektir.
Oysaki enerjide kaynak çeşitliliğini yerli kaynaklarımız ile sağlama konusunda hala atılacak önemli adımlar vardır. Bugün Nükleer Santral Yasasının tartışıldığı koşullarda yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın enerji üretimindeki payı son derece düşük seviyededir. Öncelik yerli kaynaklarımızı devreye sokarak yeni yatırımlar ile elektrik enerjisi dağıtımındaki kayıp-kaçakların giderilmesine verilmelidir.
Nükleer santrallerin kaza riski gazetelere yansıyan nükleer kaza vakaları ile sabittir. En son 16 Temmuz 2007’de Japonya’da yaşanan deprem, dünyanın en modern ve en büyük nükleer tesisi Kashiwazaki-Kariwa’da ciddi teknik sorunlar yaratmış ve radyasyon sızıntısı olmuştur. Şüphesiz, bir deprem ülkesi olan Türkiye’de nükleer kaza riski yüksektir. Nükleer güç santrallerinin sağlığa olumsuz etkileri de, başta Çernobil nükleer kazası olmak üzere pek çok facia da yaşanmıştır. Greenpeace tarafından yeni yayınlanan rapora göre, sadece Belarus’da bugüne kadar 93 bini ölümcül toplam 360 bin kanser vakası saptandı. Bu kaza sonrasında “Karadeniz Bölgesinde” kanser vakalarında ciddi artışlar oldu. Bu kazanın etkisi kuşaklar boyu sürdü ve sürecek. “Nükleer” sözcüğü, ülkemiz insanlarında üç sözcüğü çağrıştırıyor, “Çernobil, Kanser, Karadeniz”. Radyasyon görünmez, kokmaz ve sınır tanımaz. Nükleer santrallerin yaratacağı risklere karşı halkımız savunmasızdır.
Kurulacak bu santrallerin ekolojik geleceğimizde onarılamaz tahribatlara yol açacağı ortadadır. Nükleer santrallerden çıkan atıkların binlerce yıl kaybolmadığı, havaya, toprağa ve suya karışma tehlikesi barındırdığı açıktır. Yıllarca gelişmiş ülkeler nükleer santral atıklarını başka ülkelere göndermeye çalışmıştır.
Nükleer Güç Santralleri hakkındaki kanunu çıkartan Meclis, bu konuda kamuoyunda geniş bir uzlaşma aramadan, "ben yaptım oldu" anlayışıyla bu yasayı dayatmıştır. Yasanın görüşüldüğü komisyonlara davet edilen Sivil Toplum Kuruluşları, Elektrik Mühendisleri Odası, TEMA Vakfı ve Greenpeace yasa hakkında olumsuz görüş bildirmiştir. Konuya duyarlı bütün kesimlerin Sinop’ta ve Akkuyu’da başta yöre halkının nükleer santrale karşı çıkması, Meclise verilen 100 bin imza, bilim insanları bildirisi önemli yurttaş tepkileridir.
Anılan sebeplerle 5710 sayılı yasanın onaylanmamasını takdirlerinize arz ederim. Yaşamlarımız ve güzel ülkemiz bir avuç lobicinin çıkarlarına emanet edilmemelidir.
Saygılarımla.
Ad, soyad: Ayşen EREN
Adres: 34704 İstanbul
E-Posta: ayseneren@yahoo.com
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum- 07 Kasim 2007
7 Kasim 2007
Sayin Milletvekili,
Bugunku Meclis gundeminde tartisacaginiz kisaca "Nukleer Yasa" olarak bilinen 5710 sayili yasa Turkiye'yi bugunumuzu, gelecegimizi, cocuklarimizi, torunlarimizi ve bizden sonra gelecek kusaklari etkileyecek bir yasadir.
Bu yasa icin komisyonlara davet edilen ve gorusleri sorulan sivil toplum kuruluslari Elektrik Muhendisleri Odasi, TEMA Vakfi ve Greenpeace yasaya "HAYIR" demislerdir. TEMA Vakfı ve Greenpeace hazirladiklari enerji dosyalarini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakani Sayin Hilmi Guler'e iletmislerdir.
8 ay Istanbul sokaklarinda "Nukleer Yasaya KARSI Yurudum". Karsilastigim, konustugum insanlar "Nukleer Enerjiye HAYIR" demektedir. Yuruyuslerimin guncesini http://www.nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/ inceleyebilirsiniz.
Enerji verimliligi,
Enerji tasarrufu,
Doga dostu yenilenebilir enerji kaynaklari,
enerji politamızın temel taslari olmali iken,
Deprem bolgesi ulkemizde nukleer kaza korkusu, atik ve radyasyon riski ile niye yasayalim?
Hicbir nukleer enerji santrali guvenli degildir. Radyasyon kokmaz, gorunmez, sinir tanimaz. Sizinti olmasi kacilmazdir. Etkileri zaman icinde ortaya cikar. Yapilan arastirmalar nukleer enerji santrallarinin yakininda yasayan insanlarda yuksek kanser oranlarinin gorundugunu, Isvec'te kucuk cocuklarda zeka geriligi saptandigini gosteriyor.
Yasa gorusulurken nukleer enerji mi bizim icin onemli yoksa insan hayati ve sagligi mi lutfen dusunun.
Saygilarimla,
Aysen Eren
http://www.nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/
Sayin Milletvekili,
Bugunku Meclis gundeminde tartisacaginiz kisaca "Nukleer Yasa" olarak bilinen 5710 sayili yasa Turkiye'yi bugunumuzu, gelecegimizi, cocuklarimizi, torunlarimizi ve bizden sonra gelecek kusaklari etkileyecek bir yasadir.
Bu yasa icin komisyonlara davet edilen ve gorusleri sorulan sivil toplum kuruluslari Elektrik Muhendisleri Odasi, TEMA Vakfi ve Greenpeace yasaya "HAYIR" demislerdir. TEMA Vakfı ve Greenpeace hazirladiklari enerji dosyalarini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakani Sayin Hilmi Guler'e iletmislerdir.
8 ay Istanbul sokaklarinda "Nukleer Yasaya KARSI Yurudum". Karsilastigim, konustugum insanlar "Nukleer Enerjiye HAYIR" demektedir. Yuruyuslerimin guncesini http://www.nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/ inceleyebilirsiniz.
Enerji verimliligi,
Enerji tasarrufu,
Doga dostu yenilenebilir enerji kaynaklari,
enerji politamızın temel taslari olmali iken,
Deprem bolgesi ulkemizde nukleer kaza korkusu, atik ve radyasyon riski ile niye yasayalim?
Hicbir nukleer enerji santrali guvenli degildir. Radyasyon kokmaz, gorunmez, sinir tanimaz. Sizinti olmasi kacilmazdir. Etkileri zaman icinde ortaya cikar. Yapilan arastirmalar nukleer enerji santrallarinin yakininda yasayan insanlarda yuksek kanser oranlarinin gorundugunu, Isvec'te kucuk cocuklarda zeka geriligi saptandigini gosteriyor.
Yasa gorusulurken nukleer enerji mi bizim icin onemli yoksa insan hayati ve sagligi mi lutfen dusunun.
Saygilarimla,
Aysen Eren
http://www.nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Thursday, July 19, 2007
Nukleer Yasaya Karsi Yuruyorum - Secime Katilacak Partilerin "Cevre ve Nukleer Karnesi" Zayif
15 Mayis tarihinde Cumhurbaskanligina yaptigimiz yuruyus sonrasina ulke hizlica bir erken secim donemine girdi. Nukleer yasa bekledigimiz gibi Cumhurbaskani tarafýndan veto edilip meclise geri gonderildi. Meclis yasanin duzeltilmesi icin komisyonlara iletti. Komisyonlar calisti, yasayi alladilar pulladilar, genel kurula hazir hale getirdiler.... Yasa mecliste tekrar gorusulemedi.. Nukleer Yasa, 22 Temmuz secim sonucunu bekliyor. Yeni secilecek 550 milletvekilini, meclise girecek partileri, kurulacak yeni hukumeti ve secilecek yeni cumhurbaskanini bekliyor...
Ulkenin icinde bulundugu karisik durum nedeniyle yuruyuslerime ara verdim ve ben de partilerin secim beyannamelerini aciklamalarini beklemeye basladim.
22 Temmuz 2007 tarihinde yapýlacak olan XXIII. Dönem Milletvekili Genel Seçimine Adalet ve Kalkýnma Partisi (AKP), Aydýnlýk Türkiye Partisi (ATP), Baðýmsýz Türkiye Partisi (BTP), Büyük Birlik Partisi (BBP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti (DP), Emek Partisi (EP), Genç Parti (GP), Halkýn Yükseliþi Partisi (HYP), Ýþçi Partisi (ÝP), Liberal Demokrat Parti (LDP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Özgürlük ve Dayanýþma Partisi (ÖDP), Saadet Partisi (SP), Türkiye Komünist Partisi (TKP) katýlýyor. Bir kismi secim beyannamelerini acikladi, bir kismi aciklamadi. Aciklamayanlarin internet sitelerindeki parti programlarini aldim. Ilk defa sade bir vatandas olarak hepsini tek tek okudum. Bir taraftan bunu daha once niye yapmadim diye dusundum. Icerik, kullandiklari dil, genel olarak dokuman akisindaki duzen olarak incelendigimde buyuk hayal kirikligina ugradim. Somut, uygulanabilir plan ve program onerisi olan parti az. Secim beyannamesi veya parti programi oy isteyen siyasi parti ile oy verecek vatandas arasinda bir sozlesme ise bu sozlesmelerin altina hicbir sade vatandas imza atmaz.
Seçilen milletvekilleri ve iktidara gelen partiler dört yýl boyunca Türkiye’nin çevre politikalarýný hazýrlayacak, çevre ile ilgili yasalarý çýkaracak, var olan yasalarýn yarattýðý sorunlarý çözmeye çalýþacak. Peki buna hazýrlar mý?
Partiler çevre konularýný seçim beyannamelerine yer verdiler mi? Partilerin çevre politikalarý var mý? Çevre konusunda öncelikleri neler? Nukleer enerji konusunda ne planliyorlar? Yenilenebilir, doga dostu enerjilere yatirimi tesvik edecekler mi? Ekonomik büyüme için çalýþýrken çevrenin korunmasýný dikkate alacaklar mý? “Çevre Dostu Sürdürülebilir Kalkýnma” kavramý ile tanýþýklar mý? Küresel ýsýnma tehditi, azalan su kaynaklarý gibi toplumun her kesimi tarafýndan hissedilmeye baþlanan giderek kritik bir boyut kazanan çevre sorunlarý, partiler üzerinde baský oluþturdu mu? Bu sorunlara çözüm getirmeyi hedefliyorlar mý?
Küresel boyutu da olup gittikçe kritikleþen, Türkiye için önemli olan, çevreci gruplarýn öncelik verdiði çevre ile ilgili 10 ana konu belirlenip bir ÇEVRE KARNESÝ oluþturdum. Deðerlendirme yaparken partilerin resmi internet sitelerindeki seçim beyannameleri, seçim beyannamesi olmayan partilerin parti programlarý esas aldým. ÇEVRE KARNESÝ’deki konulara seçim beyannamelerinde seçim beyannamaleri yoksa parti programlarýnda yer veren partilere “bir” vermeyenlere “sýfýr” puan verdim.
1-Yenilenebilir Enerji Yatýrýmlarýnýn Teþvik Edilmesi. Yenilenebilir Enerji Hedefi Konulmasý.
2-Nükleer Santral Kurulmamasý.
3-Enerji Verimliliðinin, Tasarrufun Özendirilmesi.
4-Küresel Isýnmaya Karþý Önlem Alýnmasý, Hedef Konulmasý
5-Organik Tarýmýn Teþvik Edilmesi.
Genetiði Deðiþtirilmiþ (GD) Ürünlerin Ýthalat, Ekiminin Yasaklanmasý. Tohumculuðun Devlet-Çiftçi Örgütleri-Üniversiteler Ekseninde Þekillendirilmesi
6-Biyogüvenlik Yasasýnýn Çýkarýlmasý.
Biyoçeþitliliðimizin Korunmasý.
7- Toprak Kalitesinin Artýrýlmasý. Erozyon Önlenmesi. Mera, Yayla Ve Tarým Arazilerinin Korunmasý
8-Ormanlarýn Yönetimi, Korunmasý
9-Atýk Yönetimi ve Çevre Kirletenlerin Cezalandýrýlmasý
10-Su Yasasý
ÇEVRE KARNE NOTU
AKP - 4
ATP - 3
BTP - 0
BBP - 2
CHP -9
DP-4
EP-1
GP- 0
HYP-3
ÝP-0
LDP-0
MHP-7
ÖDP-9
SP-0
TKP-0
Adalet ve Kalkýnma Partisi seçim beyannamesinde yapacaklarýndan çok geçen dönemki icraatlarýna yer vermiþ. Enerji politikasýnda yenilenebilir enerjiyi destekleyeceðini söylemesine raðmen fosil yakýt ve nükleer enerjiye öncelik ve aðýrlýk veriyor. Çevre konusunda kabul ettikleri “kullanan-kirleten-öder” temel ilkesi ile neredeyse çevre kirliliðine üstü kapalý izin vermekte. Çünkü bu ilke, çevreyi, su ve toprak gibi yaþamsal öneme sahip doðal kaynaklarý geri dönülmez þekilde kirletenleri caydýrýcý olmaktan çok uzak. Avrupa Birliði’ne girme konusunda hýrslý görünmesine raðmen ayný kararlýlýðý Avrupa Birliði’nin kabul ettiði yenilenebilir enerji hedeflerine ulaþmada göstermiyor. Aydýnlýk Türkiye Partisi ormanlarý özelleþtirmeyi ve koruma sorumluluðunu da özelleþtirme ile ormanlarý devralanlara býrakmayý hedefliyor. Baðýmsýz Türkiye Partisi 21. yüzyýlda suyun lider olacaðýný söylüyor ama seçim beyannamesinde su politikasý bulunmuyor. Büyük Birlik Partisi parti programýnda çevre konusuna birkaç paragrafla deðinmiþ ama enerji politikasýna ve öncelik verecekleri enerji kaynaklarýna yer vermemiþ. Cumhuriyetçi Halk Partisi enerji konusunda temiz, çevre dostu yöntemleri benimseyeceklerini söylerken nükleer santral kurmayacaðýz demiyor. Demokrat Parti, insana ve çevreye zarar vermeyen nükleer enerji santrallerini ülkemizde kuracaðýný ve bugüne kadar çözülemeyen nükleer atýk sorununu sýzdýrmaz özel çelik kaplarda jeolojik depolama tesislerinde depolayarak çözeceðini iddia ediyor. Nükleer atýklarýn binlerce yýl ölümcül radyasyon yaydýklarýný, çelik kaplarýn korozyona uðrayýp sýzýntý yapacaðýný, deprem kuþaðýndaki ülkemizde jeolojik depolama tesislerinin büyük risk taþýdýðýný bu nedenle nükleer atýk sorununun halen çözümsüz olduðunu hesaba katmayan çeliþkili bir enerji politikasý savunmakta. Emek Partisi, Alinoi, Hasankeyf, Munzur ve Fýrtýna Vadisi gibi tarihi ve doðal zenginliklerin korunmasýný parti programýna koymuþ ama planý yok. Genç Parti’nin internet sitesinde seçim beyannamesi ve parti programý bulunmuyor. Halkýn Yükseliþi Partisi su krizinden bir cümle ile bahsetmekte ama krizi aþmak için çözüm önermiyor. Ayrýca hidrojen enerjisini seçim beyannamesine alan iki partiden biri. Ýþçi Partisi çevre, enerji, tarým konusuna hiç deðinmiyor. Liberal Demokrat Parti, çevre problemlerinin hafifletilmesi için büyük ölçekli üretimden vazgeçilip, mevcut tüketim alýþkanlýklarýný körükleyen uygulamalara son verileceðini söylüyor ama bunu nasýl yapacaklarýna dair somut bir programý bulunmuyor. Enerjide dýþa baðýmlýlýðý azaltmaya öncelik vereceðini söyleyen Milliyetçi Halk Partisi, teknoloji, finansman, ana girdi uranyum bazýnda dýþa baðýmlýlýðý artýracak nükleer enerji santrallerini kurmayý planlýyor. Diðer partilerden farklý olarak sulak alanlarýn çevresinin ve ekosistemleri bütünlük içinde ele alan kýyý alaný planlamasý ve yönetiminden bahsediyor. Çevre konularýna geniþ ve kapsamlý yer veren Özgürlük ve Dayanýþma Partisi’nin su politikasý bulunmamakta. Saadet partisi enerji ihtiyacýný yeni kuracaðý hidrolik, kömür ve nükleer santrallerle karþýlamayý planlýyor. Türkiye Komünist Partisi çevre koruma konusunda ilkelerini sýralarken, çevre politikasý konusunda somut programý yok.
Bu deðerlendirmeye göre 22 Temmuz 2007 seçimlerine katýlacak 15 partiden 6 tanesi 10 üzerinden sýfýr alarak sýnýfta kaldý. EP “bir”, BBP “iki” alarak sýnýfta kalmasýna raðmen sýfýrcýlarýn yanýnda varlýk gösterdi. ATP ve HYP “üç”, AKP ile DP “dört” alýp sýnýfta kaldýlar. CHP, ÖDP ve kýsmen MHP geçer not aldý.
Hiçbir siyasi partinin sürdürülebilir kalkýnma esaslý, çevre koruma temelli, bütüncül bir çevre politikasý bulunmamakta.
Özgürlük ve Dayanýþma Partisi ile Emek Partisi nukleer santral kurmayacaðýz derken, Adalet ve Kalkýnma Partisi, Demokrat Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Saadet Partisi kesinlikle kuracaðýz diyor. Cumhuriyetçi Halk Partisi nükleer enerji konusunda sessiz kalmayi tercih etmis. 15 partiden 13 tanesi "Nukleer"den sinifta kaldi.
Gorunen o ki secim sonrasinda "Nukleer Yasaya Karsi Yuruyusum" devam edecek...
Selamlar,
Aysen Eren '87
http://nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/
Ulkenin icinde bulundugu karisik durum nedeniyle yuruyuslerime ara verdim ve ben de partilerin secim beyannamelerini aciklamalarini beklemeye basladim.
22 Temmuz 2007 tarihinde yapýlacak olan XXIII. Dönem Milletvekili Genel Seçimine Adalet ve Kalkýnma Partisi (AKP), Aydýnlýk Türkiye Partisi (ATP), Baðýmsýz Türkiye Partisi (BTP), Büyük Birlik Partisi (BBP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti (DP), Emek Partisi (EP), Genç Parti (GP), Halkýn Yükseliþi Partisi (HYP), Ýþçi Partisi (ÝP), Liberal Demokrat Parti (LDP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Özgürlük ve Dayanýþma Partisi (ÖDP), Saadet Partisi (SP), Türkiye Komünist Partisi (TKP) katýlýyor. Bir kismi secim beyannamelerini acikladi, bir kismi aciklamadi. Aciklamayanlarin internet sitelerindeki parti programlarini aldim. Ilk defa sade bir vatandas olarak hepsini tek tek okudum. Bir taraftan bunu daha once niye yapmadim diye dusundum. Icerik, kullandiklari dil, genel olarak dokuman akisindaki duzen olarak incelendigimde buyuk hayal kirikligina ugradim. Somut, uygulanabilir plan ve program onerisi olan parti az. Secim beyannamesi veya parti programi oy isteyen siyasi parti ile oy verecek vatandas arasinda bir sozlesme ise bu sozlesmelerin altina hicbir sade vatandas imza atmaz.
Seçilen milletvekilleri ve iktidara gelen partiler dört yýl boyunca Türkiye’nin çevre politikalarýný hazýrlayacak, çevre ile ilgili yasalarý çýkaracak, var olan yasalarýn yarattýðý sorunlarý çözmeye çalýþacak. Peki buna hazýrlar mý?
Partiler çevre konularýný seçim beyannamelerine yer verdiler mi? Partilerin çevre politikalarý var mý? Çevre konusunda öncelikleri neler? Nukleer enerji konusunda ne planliyorlar? Yenilenebilir, doga dostu enerjilere yatirimi tesvik edecekler mi? Ekonomik büyüme için çalýþýrken çevrenin korunmasýný dikkate alacaklar mý? “Çevre Dostu Sürdürülebilir Kalkýnma” kavramý ile tanýþýklar mý? Küresel ýsýnma tehditi, azalan su kaynaklarý gibi toplumun her kesimi tarafýndan hissedilmeye baþlanan giderek kritik bir boyut kazanan çevre sorunlarý, partiler üzerinde baský oluþturdu mu? Bu sorunlara çözüm getirmeyi hedefliyorlar mý?
Küresel boyutu da olup gittikçe kritikleþen, Türkiye için önemli olan, çevreci gruplarýn öncelik verdiði çevre ile ilgili 10 ana konu belirlenip bir ÇEVRE KARNESÝ oluþturdum. Deðerlendirme yaparken partilerin resmi internet sitelerindeki seçim beyannameleri, seçim beyannamesi olmayan partilerin parti programlarý esas aldým. ÇEVRE KARNESÝ’deki konulara seçim beyannamelerinde seçim beyannamaleri yoksa parti programlarýnda yer veren partilere “bir” vermeyenlere “sýfýr” puan verdim.
1-Yenilenebilir Enerji Yatýrýmlarýnýn Teþvik Edilmesi. Yenilenebilir Enerji Hedefi Konulmasý.
2-Nükleer Santral Kurulmamasý.
3-Enerji Verimliliðinin, Tasarrufun Özendirilmesi.
4-Küresel Isýnmaya Karþý Önlem Alýnmasý, Hedef Konulmasý
5-Organik Tarýmýn Teþvik Edilmesi.
Genetiði Deðiþtirilmiþ (GD) Ürünlerin Ýthalat, Ekiminin Yasaklanmasý. Tohumculuðun Devlet-Çiftçi Örgütleri-Üniversiteler Ekseninde Þekillendirilmesi
6-Biyogüvenlik Yasasýnýn Çýkarýlmasý.
Biyoçeþitliliðimizin Korunmasý.
7- Toprak Kalitesinin Artýrýlmasý. Erozyon Önlenmesi. Mera, Yayla Ve Tarým Arazilerinin Korunmasý
8-Ormanlarýn Yönetimi, Korunmasý
9-Atýk Yönetimi ve Çevre Kirletenlerin Cezalandýrýlmasý
10-Su Yasasý
ÇEVRE KARNE NOTU
AKP - 4
ATP - 3
BTP - 0
BBP - 2
CHP -9
DP-4
EP-1
GP- 0
HYP-3
ÝP-0
LDP-0
MHP-7
ÖDP-9
SP-0
TKP-0
Adalet ve Kalkýnma Partisi seçim beyannamesinde yapacaklarýndan çok geçen dönemki icraatlarýna yer vermiþ. Enerji politikasýnda yenilenebilir enerjiyi destekleyeceðini söylemesine raðmen fosil yakýt ve nükleer enerjiye öncelik ve aðýrlýk veriyor. Çevre konusunda kabul ettikleri “kullanan-kirleten-öder” temel ilkesi ile neredeyse çevre kirliliðine üstü kapalý izin vermekte. Çünkü bu ilke, çevreyi, su ve toprak gibi yaþamsal öneme sahip doðal kaynaklarý geri dönülmez þekilde kirletenleri caydýrýcý olmaktan çok uzak. Avrupa Birliði’ne girme konusunda hýrslý görünmesine raðmen ayný kararlýlýðý Avrupa Birliði’nin kabul ettiði yenilenebilir enerji hedeflerine ulaþmada göstermiyor. Aydýnlýk Türkiye Partisi ormanlarý özelleþtirmeyi ve koruma sorumluluðunu da özelleþtirme ile ormanlarý devralanlara býrakmayý hedefliyor. Baðýmsýz Türkiye Partisi 21. yüzyýlda suyun lider olacaðýný söylüyor ama seçim beyannamesinde su politikasý bulunmuyor. Büyük Birlik Partisi parti programýnda çevre konusuna birkaç paragrafla deðinmiþ ama enerji politikasýna ve öncelik verecekleri enerji kaynaklarýna yer vermemiþ. Cumhuriyetçi Halk Partisi enerji konusunda temiz, çevre dostu yöntemleri benimseyeceklerini söylerken nükleer santral kurmayacaðýz demiyor. Demokrat Parti, insana ve çevreye zarar vermeyen nükleer enerji santrallerini ülkemizde kuracaðýný ve bugüne kadar çözülemeyen nükleer atýk sorununu sýzdýrmaz özel çelik kaplarda jeolojik depolama tesislerinde depolayarak çözeceðini iddia ediyor. Nükleer atýklarýn binlerce yýl ölümcül radyasyon yaydýklarýný, çelik kaplarýn korozyona uðrayýp sýzýntý yapacaðýný, deprem kuþaðýndaki ülkemizde jeolojik depolama tesislerinin büyük risk taþýdýðýný bu nedenle nükleer atýk sorununun halen çözümsüz olduðunu hesaba katmayan çeliþkili bir enerji politikasý savunmakta. Emek Partisi, Alinoi, Hasankeyf, Munzur ve Fýrtýna Vadisi gibi tarihi ve doðal zenginliklerin korunmasýný parti programýna koymuþ ama planý yok. Genç Parti’nin internet sitesinde seçim beyannamesi ve parti programý bulunmuyor. Halkýn Yükseliþi Partisi su krizinden bir cümle ile bahsetmekte ama krizi aþmak için çözüm önermiyor. Ayrýca hidrojen enerjisini seçim beyannamesine alan iki partiden biri. Ýþçi Partisi çevre, enerji, tarým konusuna hiç deðinmiyor. Liberal Demokrat Parti, çevre problemlerinin hafifletilmesi için büyük ölçekli üretimden vazgeçilip, mevcut tüketim alýþkanlýklarýný körükleyen uygulamalara son verileceðini söylüyor ama bunu nasýl yapacaklarýna dair somut bir programý bulunmuyor. Enerjide dýþa baðýmlýlýðý azaltmaya öncelik vereceðini söyleyen Milliyetçi Halk Partisi, teknoloji, finansman, ana girdi uranyum bazýnda dýþa baðýmlýlýðý artýracak nükleer enerji santrallerini kurmayý planlýyor. Diðer partilerden farklý olarak sulak alanlarýn çevresinin ve ekosistemleri bütünlük içinde ele alan kýyý alaný planlamasý ve yönetiminden bahsediyor. Çevre konularýna geniþ ve kapsamlý yer veren Özgürlük ve Dayanýþma Partisi’nin su politikasý bulunmamakta. Saadet partisi enerji ihtiyacýný yeni kuracaðý hidrolik, kömür ve nükleer santrallerle karþýlamayý planlýyor. Türkiye Komünist Partisi çevre koruma konusunda ilkelerini sýralarken, çevre politikasý konusunda somut programý yok.
Bu deðerlendirmeye göre 22 Temmuz 2007 seçimlerine katýlacak 15 partiden 6 tanesi 10 üzerinden sýfýr alarak sýnýfta kaldý. EP “bir”, BBP “iki” alarak sýnýfta kalmasýna raðmen sýfýrcýlarýn yanýnda varlýk gösterdi. ATP ve HYP “üç”, AKP ile DP “dört” alýp sýnýfta kaldýlar. CHP, ÖDP ve kýsmen MHP geçer not aldý.
Hiçbir siyasi partinin sürdürülebilir kalkýnma esaslý, çevre koruma temelli, bütüncül bir çevre politikasý bulunmamakta.
Özgürlük ve Dayanýþma Partisi ile Emek Partisi nukleer santral kurmayacaðýz derken, Adalet ve Kalkýnma Partisi, Demokrat Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Saadet Partisi kesinlikle kuracaðýz diyor. Cumhuriyetçi Halk Partisi nükleer enerji konusunda sessiz kalmayi tercih etmis. 15 partiden 13 tanesi "Nukleer"den sinifta kaldi.
Gorunen o ki secim sonrasinda "Nukleer Yasaya Karsi Yuruyusum" devam edecek...
Selamlar,
Aysen Eren '87
http://nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Tuesday, May 15, 2007
“Nükleer Yasaya KARŞI Nükleerci Meclis'ten Cumhurbaskanligi Kosku'ne Yuruyoruz" 15 Mayis 2007 Ankara
15 Mayıs 2007
“Nükleer Yasaya KARŞI önce Ankara’da sonra İstanbul’da 2006 Ekim’den beri Yürüyoruz.”
Ülkemizin içinde bulunduğu erken seçim dönemi karışıklığından istifade eden Nükleerci Meclis, sessiz sedasız ve alelacele TBMM’de kanunlaşmayı bekleyen 147 yasa arasından
Nükleer Yasayı görüşüp kabul etti.
Mecliste bu yasanın altına imza atan tüm milletvekillerini ve siyasi partileri “nükleerci” ilan ediyoruz. Meşruluklarının tartışıldığı siyasi ortamda kapsamlı tartışmadan “Nükleer Yasayı” apar topar meclisten geçirmelerinin memleketimize ve milletimize nasıl bir fayda sağlayacağını merak ediyoruz.
Sade vatandaş olarak toplumun farklı kesimlerinin ve Sivil Toplum Kuruluşlarının sesine kulak vermedikleri için kendilerini kınıyoruz. Bize dayatılan tepeden tırnağa riskli, pahalı ve terk edilmeye yüz tutmuş nükleer enerjiyi ve onun ölümcül radyoaktif atıklarının çöplüğü olmayı reddediyoruz.

Nükleerci Meclise küsüyoruz ve Nükleer Yasayı veto etmesi için Sayın Cumhurbaşkanımıza başvuruyoruz.
Bu amaçla, 10:30’da TBMM’nin karşısında Akay Kavşağı’nda buluştuk. Basın mensuplarına hitaben basın açıklamalarımızı okuduk. Timur Daniş Svetlana Aleksiyeviç’in “Çernobil’den Sesler” kitabını Cumhurbaşkanımıza iletmek istediğini söyledi.
Her nükleer santral radyoaktivitesi çok yüksek atık yakıt üretir. Nükleer atıklar yok edilemedikleri ve zararsız hale gelmeleri için onbinlerce yıl çok korunaklı ortamlarda saklanması gerektiği için nükleer santralı olan her ülkenin nükleer atıklarla başı derttedir. Gelecek nesillere nükleerle kirlenmiş bir ülke miras bırakmak istemiyoruz.
Nükleer enerji santral yapımı, işletimi, sökümü konusunda tüm teknoloji yabancı kaynaklıdır. Nükleer enerji hammaddesi olan uranyum yurtdışından ithal edilecektir. Kısacası nükleer enerji santralleri kurulduğu takdirde yabancı firmalara olan bağımlılığımız artacaktır. Bu milli bağımsızlığımız ve güvenliğimiz için risk oluşturacaktır.
Karadeniz insanı nükleerden nasibini aldı. Dönemin yetkilileri halka yalan söylemiştir. Aynı yanıltma bugün Sağlık Bakanlığının hazırladığı “Karadeniz Bölgesi Kanser ve Kanser Risk Faktörleri Araştırması” adlı, yöntemi belirsiz rapor ile sürdürülmektedir. Bu rapor ile Karadeniz bölgesindeki kanser vakaları küçümsenmiş, sigaraya bağlanmıştır. Ne kadar inkar edilirse edilsin bugün Karadeniz halkı kilometrelerce öteden gelip üzerine yağan radyoaktivitenin bedelini kanser ile ödemektedir.
Nükleer enerji ülkemiz için bir mecburiyet değildir. Ülkemizin enerji ihtiyacını karşılamak için enerji tasarrufuna önem verilip, rüzgar, güneş, jeotermal gibi yenilenebilir temiz enerji kaynakları kullanılabilir. Resmi kurumlar ve üniversitelerce yapılan araştırmalar ülkemizin yenilenebilir temiz enerji kaynakları bakımından zengin olduğunu ama bu kaynakların değerlendirilemediğini göstermektedir.
Bu nedenle Nükleer Yasanın veto edilmesi için Cumhurbaşkanımıza dilekçelerimizi arz etmek üzere, “Nükleer Yasaya KARŞI Nükleerci Meclis’ten Cumhurbaşkanlığı Konutuna Yürüdük.”
Elimizde “Sayın Cumhurbaşkanım Lütfen Nükleer Yasayı Veto Edin”, “Nükleer Yasanın Veto Edilmesi İçin Nükleer Yasaya Karşı Yürüyorum”, “Nükleer Yasaya KARŞI Yürüyorum. Nükleer Öldürür” yazan mesajlarımızla Akay Kavşağından yürümeye başladık. 100 metre sonra polis tarafından durdurulduk. 10-15 dakika bekletildik. Mesajlarımızı kaldırmamızı ve bizi polis arabası ile Cumhurbaşkanlığı Köşküne gönderebileceklerini söylediler. Kabul etmedik. Yürüyüşümüze devam ettik. Türk Tarih Kurumu önünde sivil polis tarafından yine durdurulduk. Yürüyüşümüze devam edebileceğimizi ama mesajları kaldırmamızı söylediler. Sivil polisler eşliğinde Cumhurbaşkanlığı Köşküne ulaştık.
Hediye Gündüz, Ayşen Eren ve Bahriye Şengün Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e iletilmek üzere dilekçelerimizi bıraktık. Timur Daniş Cumhurbaşkanına verilmek üzere “Çernobil’den Sesler” kitabını bıraktı. Ayşen Eren aynı kitabı Cumhurbaşkanı eşi Semra Sezer’e iletilmek üzere “Enerji için ölünür mü?” diyerek verdi.
Moğolların sevilen şarkısında dendiği gibi “Bugün biz birşey yaptık…”
Nükleersiz Türkiye İçin...
Timur Daniş, Hediye Gündüz, Ayşen Eren, Bahriye Şengün (KFK)
www.nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com
“Nükleer Yasaya KARŞI önce Ankara’da sonra İstanbul’da 2006 Ekim’den beri Yürüyoruz.”
Ülkemizin içinde bulunduğu erken seçim dönemi karışıklığından istifade eden Nükleerci Meclis, sessiz sedasız ve alelacele TBMM’de kanunlaşmayı bekleyen 147 yasa arasındanNükleer Yasayı görüşüp kabul etti.
Mecliste bu yasanın altına imza atan tüm milletvekillerini ve siyasi partileri “nükleerci” ilan ediyoruz. Meşruluklarının tartışıldığı siyasi ortamda kapsamlı tartışmadan “Nükleer Yasayı” apar topar meclisten geçirmelerinin memleketimize ve milletimize nasıl bir fayda sağlayacağını merak ediyoruz.
Sade vatandaş olarak toplumun farklı kesimlerinin ve Sivil Toplum Kuruluşlarının sesine kulak vermedikleri için kendilerini kınıyoruz. Bize dayatılan tepeden tırnağa riskli, pahalı ve terk edilmeye yüz tutmuş nükleer enerjiyi ve onun ölümcül radyoaktif atıklarının çöplüğü olmayı reddediyoruz.

Nükleerci Meclise küsüyoruz ve Nükleer Yasayı veto etmesi için Sayın Cumhurbaşkanımıza başvuruyoruz.
Bu amaçla, 10:30’da TBMM’nin karşısında Akay Kavşağı’nda buluştuk. Basın mensuplarına hitaben basın açıklamalarımızı okuduk. Timur Daniş Svetlana Aleksiyeviç’in “Çernobil’den Sesler” kitabını Cumhurbaşkanımıza iletmek istediğini söyledi.
Her nükleer santral radyoaktivitesi çok yüksek atık yakıt üretir. Nükleer atıklar yok edilemedikleri ve zararsız hale gelmeleri için onbinlerce yıl çok korunaklı ortamlarda saklanması gerektiği için nükleer santralı olan her ülkenin nükleer atıklarla başı derttedir. Gelecek nesillere nükleerle kirlenmiş bir ülke miras bırakmak istemiyoruz.
Nükleer enerji santral yapımı, işletimi, sökümü konusunda tüm teknoloji yabancı kaynaklıdır. Nükleer enerji hammaddesi olan uranyum yurtdışından ithal edilecektir. Kısacası nükleer enerji santralleri kurulduğu takdirde yabancı firmalara olan bağımlılığımız artacaktır. Bu milli bağımsızlığımız ve güvenliğimiz için risk oluşturacaktır.
Karadeniz insanı nükleerden nasibini aldı. Dönemin yetkilileri halka yalan söylemiştir. Aynı yanıltma bugün Sağlık Bakanlığının hazırladığı “Karadeniz Bölgesi Kanser ve Kanser Risk Faktörleri Araştırması” adlı, yöntemi belirsiz rapor ile sürdürülmektedir. Bu rapor ile Karadeniz bölgesindeki kanser vakaları küçümsenmiş, sigaraya bağlanmıştır. Ne kadar inkar edilirse edilsin bugün Karadeniz halkı kilometrelerce öteden gelip üzerine yağan radyoaktivitenin bedelini kanser ile ödemektedir.
Nükleer enerji ülkemiz için bir mecburiyet değildir. Ülkemizin enerji ihtiyacını karşılamak için enerji tasarrufuna önem verilip, rüzgar, güneş, jeotermal gibi yenilenebilir temiz enerji kaynakları kullanılabilir. Resmi kurumlar ve üniversitelerce yapılan araştırmalar ülkemizin yenilenebilir temiz enerji kaynakları bakımından zengin olduğunu ama bu kaynakların değerlendirilemediğini göstermektedir.
Bu nedenle Nükleer Yasanın veto edilmesi için Cumhurbaşkanımıza dilekçelerimizi arz etmek üzere, “Nükleer Yasaya KARŞI Nükleerci Meclis’ten Cumhurbaşkanlığı Konutuna Yürüdük.”
Elimizde “Sayın Cumhurbaşkanım Lütfen Nükleer Yasayı Veto Edin”, “Nükleer Yasanın Veto Edilmesi İçin Nükleer Yasaya Karşı Yürüyorum”, “Nükleer Yasaya KARŞI Yürüyorum. Nükleer Öldürür” yazan mesajlarımızla Akay Kavşağından yürümeye başladık. 100 metre sonra polis tarafından durdurulduk. 10-15 dakika bekletildik. Mesajlarımızı kaldırmamızı ve bizi polis arabası ile Cumhurbaşkanlığı Köşküne gönderebileceklerini söylediler. Kabul etmedik. Yürüyüşümüze devam ettik. Türk Tarih Kurumu önünde sivil polis tarafından yine durdurulduk. Yürüyüşümüze devam edebileceğimizi ama mesajları kaldırmamızı söylediler. Sivil polisler eşliğinde Cumhurbaşkanlığı Köşküne ulaştık.Hediye Gündüz, Ayşen Eren ve Bahriye Şengün Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e iletilmek üzere dilekçelerimizi bıraktık. Timur Daniş Cumhurbaşkanına verilmek üzere “Çernobil’den Sesler” kitabını bıraktı. Ayşen Eren aynı kitabı Cumhurbaşkanı eşi Semra Sezer’e iletilmek üzere “Enerji için ölünür mü?” diyerek verdi.
Moğolların sevilen şarkısında dendiği gibi “Bugün biz birşey yaptık…”
Nükleersiz Türkiye İçin...
Timur Daniş, Hediye Gündüz, Ayşen Eren, Bahriye Şengün (KFK)
www.nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Saturday, May 12, 2007
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum - 15 Mayis,10:30, Ankara'da
Nukleer yasa Türkiye'nin icinde bulundugu karisik durumdan istifade eden hukumet tarafindan meclisten sessiz sedasiz acele ile gecirildi. Nukleerci Meclisin onadigi yasa simdi Cumhurbaskanligi makamina gidecek...
Yasayi takip ediyorum.
Nukleer Yasaya KARSI Meclis'ten Cumhurbaskanligi Kosku'ne Yuruyorum...
Ankara'da...
15 Mayis Sali gunu....
Saat 10:30'da...
"Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum" diyenlerle Meclisin karsisinda Akay'da bulusalim...
Selamlar
Aysen Eren '87
www.nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com
Yasayi takip ediyorum.
Nukleer Yasaya KARSI Meclis'ten Cumhurbaskanligi Kosku'ne Yuruyorum...
Ankara'da...
15 Mayis Sali gunu....
Saat 10:30'da...
"Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum" diyenlerle Meclisin karsisinda Akay'da bulusalim...
Selamlar
Aysen Eren '87
www.nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Thursday, May 10, 2007
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum - 1 Mayis
1 Mayis Isci Emekci Bayrami... Bugun yuruyusum Cumhuriyet Koyu'ne uzandi. Bir mermer iscisi ile birlikteyim. Mermere elleriyle, kalbiyle ruh veren dunyaca taninan heykeltras Mehmet Aksoy'u ziyaret ediyorum. Yemyesil bir bahceye serpistirilmis birbirinden etkileyici heykeller arasinda baslayan sohbetimiz Mehmet Bey'in hayat felsefesini yansitan bocek evinin icinde cicek acmis limon, mandaline agaclarinin altinda devam ediyor.
"Kibele- Doga ana iyi ve kotu cocuklarini koynunda tasir. Kotu cocuklarini gerekirse kendi elleriyle oldurur" diyor Mehmet Bey. Kuresel isinma felaketlerini boyle yorumluyor.
Konu nukleer enerjiye ve nukleer yasaya gelince "buyuk teknoloji ama cok riskli" diyor. Ne kadar guvenli oldugu iddia edilirse edilsin kaza riski var. Bu cok dusuk bir oranda olsa bile var. Var olan
birseyi yok saymak hata. Kaza riski buyuk tehlikeler doguruyor. Elektrik icin bu riski almak ve buyuk tehlikeleri goze almak yanlis. Bu kadar basit ve net bir mantik silsilesi ile acikliyor neden nukleer enerjiye karsi oldugunu. Nukleer yasaya karsi yuruyusumu destekliyor. Evreni, dunyayi, dogayi ve bunlarin ortasinda kafasi karisik insani simgeleyen heykeli onunde birlikte fotograf cekiniyoruz. Heykelinde kullandigi simgelerin 12 bin yillik oldugunu soyluyor. Bizim yani insanoglunun kafa karisikligi gecen binlerce yil icinde degismemis.. .
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren '87
http://nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/
"Kibele- Doga ana iyi ve kotu cocuklarini koynunda tasir. Kotu cocuklarini gerekirse kendi elleriyle oldurur" diyor Mehmet Bey. Kuresel isinma felaketlerini boyle yorumluyor.
Konu nukleer enerjiye ve nukleer yasaya gelince "buyuk teknoloji ama cok riskli" diyor. Ne kadar guvenli oldugu iddia edilirse edilsin kaza riski var. Bu cok dusuk bir oranda olsa bile var. Var olan
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren '87
http://nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Monday, April 30, 2007
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum - 26 Nisan
Bugun Cernobil felaketinin 21. yildonumu. Istanbul'da bircok etkinlik duzenlendi. Herkes sokaklarda olacak. Ben 5 aydir Istanbul sokaklarinda "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum". Bugunu okuyarak ve dusunerek gecirmeye karar veriyorum. Elimde Cernobil faciasini yasayanlarla yapilan soylesilerle kaleme alinmis bir kitap var. Svetlana Aleksiyevic' in "Cernobil'den Sesler Bir Nukleer Felaketin Sozlu Tarihi" isimli kitabi. Kitabi ilk okumaya basladigimda sadece ilk 15 sayfasini okuyabildim. Felaket sonrasina yasananlari okurken hastalandim, kitaba daha fazla devam edemeyecegime karar verip biraktim. Bir sure sonra bir cesaret elime yeniden aldim ve bitirdim. Belarus halki Rusya'ya ve nukleer enerjiye oylesine guvenmis ki boyle bir felaketin olacagina ihtimal bile vermemisler. Ne buyuk gaflet! Gecen yillar icinde nukleer teknolojinin gelisip ilerledigini soyleyen ve bu buyuklukte bir nukleer kaza riskini cok az oldugunu iddia edenler hemen her ay gazetelere yansiyan nukleer kaza haberlerini okuyorlar mi? 2003 yılında toplanan Uluslararası Reaktör İşletmecileri Örgütü, son birkaç yıl içinde 8 büyük kaza riski yaşandığını açıkladı. Bu konuda ne diyorlar?
"Cernobil'den Sesler" kitabindan birkac alinti ekliyorum
"Bu topraklarda kalmaktan korkuyorum. Bana bir radyasyon cihazi verdiler, onunla ne yapacagim? Camasir yikiyorum, camasirlar sakiz gibi oluyor ama cihaz tikirdiyor. Yemek yapiyorum, turta pisiriyorum, yine tikirdiyor.. .."
"Eve donduk. Orada giydigim butun giysileri cikarip cope attim. Kasketimi kucuk ogluma verdim, onu cok istiyordu. Hep o kasketi giydi. İki yil sonra ogluma beyin tumoru teshisi koydular... Hikayenin sonunu siz de yazabilirsiniz. Artik konusmak istemiyorum. .." (Reaktorde cikan yangini sondurmeye giden itfaiye erlerinden biri)
"Radyasyon neye benzer? Hic gordunuz mu? Beyaz mi? Ne renk?"
"Kizim ve karimi hastaneye goturdum. Butun vucutlari kara beneklerle kaplanmisti. Benekler bir gorunuyor, bir yok oluyordu.... Bir odanin icerisinde yedi tane, kafasi kazinmis kiz cocugu dusunebiliyor musunuz? Hastanenin her odasinda onlardan yedi tane vardi.. Onu kapanin onune yatirdik. Neden sonra tabutu getirdiler. Kucuktu, buyukce bir oyuncak bebek kutusu kadar. Taniklik etmek istemiyorum. Kizim Cernobil nedeniyle oldu..."
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren '87
http://nukleeryasay akarsiyuruyorum. blogspot. com/
"Bu topraklarda kalmaktan korkuyorum. Bana bir radyasyon cihazi verdiler, onunla ne yapacagim? Camasir yikiyorum, camasirlar sakiz gibi oluyor ama cihaz tikirdiyor. Yemek yapiyorum, turta pisiriyorum, yine tikirdiyor.. .."
"Eve donduk. Orada giydigim butun giysileri cikarip cope attim. Kasketimi kucuk ogluma verdim, onu cok istiyordu. Hep o kasketi giydi. İki yil sonra ogluma beyin tumoru teshisi koydular... Hikayenin sonunu siz de yazabilirsiniz. Artik konusmak istemiyorum. .." (Reaktorde cikan yangini sondurmeye giden itfaiye erlerinden biri)
"Radyasyon neye benzer? Hic gordunuz mu? Beyaz mi? Ne renk?"
"Kizim ve karimi hastaneye goturdum. Butun vucutlari kara beneklerle kaplanmisti. Benekler bir gorunuyor, bir yok oluyordu.... Bir odanin icerisinde yedi tane, kafasi kazinmis kiz cocugu dusunebiliyor musunuz? Hastanenin her odasinda onlardan yedi tane vardi.. Onu kapanin onune yatirdik. Neden sonra tabutu getirdiler. Kucuktu, buyukce bir oyuncak bebek kutusu kadar. Taniklik etmek istemiyorum. Kizim Cernobil nedeniyle oldu..."
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren '87
http://nukleeryasay akarsiyuruyorum. blogspot. com/
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum - 21 Nisan
Bugun yuruyusun kisa, tanismalarin yogun oldugu birgun. Heinrich Boll Stiftung Dernegi 26 Nisan Cernobil faciasini yildonumu nedeniyle bir film gosterimi, fotograf sergisi acilisi ile paneller duzenledi. Katilmak icin Tutun deposundayim. Maryann De Leo ile yapilan "Cernobil Kalbi" isimli filmin soylesisine yetisiyorum. “Çernobil Kalbi“ Çernobil’deki nükleer reaktör kazasından 16 yıl sonra radyasyonun Beyaz Rusyalı çocuklar üzerindeki etkileri hakkında bir belgesel. Film, tahliye alanına yapılan bir yolculukla, Çernobil Nükleer Enerji Santrali’ne arabayla giderken başliyor ve radyasyonun ülkedeki hastaneler, kanser merkezleri, yetimhaneler ve çocukların yaşadıkları veya hastalık sebebiyle tedavi gördükleri akıl hastaneleri üzerindeki görünmez etkisiyle devam ediyor.

Ardından fotograf sanatcisi Christophe Bisson'un "Size 1 Dakika Verilecek!" isimli fotoğraf sergisinin acilisina ve soylesiye katiliyorum. Fotograflar, Çernobil kazasından hemen sonra tahliye edilen Pripyat şehrinin ve çevresinin felaketten nasıl etkilendiklerini anlatıyor. Alanın hala çok güzel ama insan aktivitesi neredeyse hiç kalmadığı için çok sessiz olduğunu söyleyen Bisson, kaza çok ani olduğu ve patlamadan sonra nükleer reaktöre temizlik için giden işçilere oluşan radyoaktiviteden etkilenmemeleri için sadece 1 dakika verildiği için sergisine “Size 1 Dakika Verilecek!” ismini vermiş. Pripyat sehri sakinlerinin hayati 1 dakika
icinde bir daha geri donulmez sekilde degismis...
Sergi sirasinda gazeteci İbrahim Gunel ile tanisiyorum. Kendisi cevre konularinda yaziyor. Yuruyusumu destekliyor ve birlikte destek fotografi cekiniyoruz.
Ardindan Paris'ten gelen Avrupa'daki anti-nukleer isimler arasinda en bilinen ve etkin olanlardan Mycle Schneider ile tanisiyorum. Kendisi uluslararasi nukleer politika danismanligi yapiyor ve nukleer santrallerle ilgili pekcok arastirma ve calismasi olmus. Bunlar kaynak olarak ben de kullaniyorum. Ferdi "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum" ilgilerini cekiyor!Maryann De Leo, Mycle Schneider ve Christophe Bisson ile destek fotografi cekiniyoruz.
Ardindan ODTU'den sayin Inci Hocam'a rastliyorum. Kendisi de benim yuruyusumu destekliyor. Christophe Bisson'un Pripyat fotograflari onunde hem kendisiyle hem Turk anti-nukleer grubun taninan simalari Ozgur Gurbuz, Oya Koca , Bahriye Sengun ile destek fotografi cekiniyorum. Isik yetersiz olunca fotograf bulanik cikmis ama onemli degil...
Bahriye Sengun'e KASDAV gonullulerince "Karadeniz Kanserden Oluyor! Durdurun!" kampanyasi icin toplanan imzalari teslim ediyorum.
Cernobil'in Yaralari Kanamaya Devam Ediyor. Benim de "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum" Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren
http://nukleeryasay akarsiyuruyorum. blogspot. com/
Ardından fotograf sanatcisi Christophe Bisson'un "Size 1 Dakika Verilecek!" isimli fotoğraf sergisinin acilisina ve soylesiye katiliyorum. Fotograflar, Çernobil kazasından hemen sonra tahliye edilen Pripyat şehrinin ve çevresinin felaketten nasıl etkilendiklerini anlatıyor. Alanın hala çok güzel ama insan aktivitesi neredeyse hiç kalmadığı için çok sessiz olduğunu söyleyen Bisson, kaza çok ani olduğu ve patlamadan sonra nükleer reaktöre temizlik için giden işçilere oluşan radyoaktiviteden etkilenmemeleri için sadece 1 dakika verildiği için sergisine “Size 1 Dakika Verilecek!” ismini vermiş. Pripyat sehri sakinlerinin hayati 1 dakika
Sergi sirasinda gazeteci İbrahim Gunel ile tanisiyorum. Kendisi cevre konularinda yaziyor. Yuruyusumu destekliyor ve birlikte destek fotografi cekiniyoruz.
Ardindan Paris'ten gelen Avrupa'daki anti-nukleer isimler arasinda en bilinen ve etkin olanlardan Mycle Schneider ile tanisiyorum. Kendisi uluslararasi nukleer politika danismanligi yapiyor ve nukleer santrallerle ilgili pekcok arastirma ve calismasi olmus. Bunlar kaynak olarak ben de kullaniyorum. Ferdi "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum" ilgilerini cekiyor!Maryann De Leo, Mycle Schneider ve Christophe Bisson ile destek fotografi cekiniyoruz.
Ardindan ODTU'den sayin Inci Hocam'a rastliyorum. Kendisi de benim yuruyusumu destekliyor. Christophe Bisson'un Pripyat fotograflari onunde hem kendisiyle hem Turk anti-nukleer grubun taninan simalari Ozgur Gurbuz, Oya Koca , Bahriye Sengun ile destek fotografi cekiniyorum. Isik yetersiz olunca fotograf bulanik cikmis ama onemli degil...
Cernobil'in Yaralari Kanamaya Devam Ediyor. Benim de "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum" Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren
http://nukleeryasay akarsiyuruyorum. blogspot. com/
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Tuesday, April 24, 2007
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum - 20 Nisan
KASDAV Feneryolu Gonulluleri 20 Nisan'da "Dunya Gunu" icin bir dizi etkinlik duzenlediler. Elektrik Muhendisleri Odasi Istanbul subesini "Cernobil" belgeselini gostermek, beni "Nukleer Santral Istemiyoruz"
baslikli Nisan 2006'da duzenlenen Sinop mitinginde cektigim fotograflari iceren saydam gosterimi sunmak ve "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum"u anlatmak icin davet ettiler. Dinleyicilere, 5 aydir suren kisisel eylemime neden basladigimi, nasil gelistigini, ne kadar surecegini aktariyorum. Sunum sonunda hos bir supriz yapiyorlar. Katilimimdan dolayi bana tesekkur plaketi veriyorlar. Acibadem Gonullulerinden Sabiha Hanim, Feneryolu Gonullulerinden Lerzan ve Defne Hanimlar (ismini alamadigim bir hanimda yer aliyor) ile destek fotografi cekiniyoruz. Bugun benim yasgunum. Aldigim en anlamli yasgunu hediyelerinden birisi bu. Duygularimi kendileriyle paylasinca bana bir supriz daha yapiyorlar.. .
"Karadeniz Kanserden Oluyor. Durdurun!" kampanyasi icin topladiklari imzalari teslim ediyorlar.
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren '87
http://nukleeryasay akarsiyuruyorum. blogspot. com/
"Karadeniz Kanserden Oluyor. Durdurun!" kampanyasi icin topladiklari imzalari teslim ediyorlar.
Dunya Gunu icin ilkogretim okullari arasi resim yarismasi duzenlemisler. Birinci olan Ayse Seniz Albayrak'in resmini cok begeniyorum. Dunyamizi tehdit eden bir diger sorunu, "kuresel isinma"yi cok guzel resmetmis. "Nukleer Santrallar ve Cernobil" konulu bir resim yarismasi duzenlense cocuklar neleri resmederler acaba?
Selamlar,
Aysen Eren '87
http://nukleeryasay akarsiyuruyorum. blogspot. com/
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Sunday, April 22, 2007
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum - 17 Nisan
Hava serin ve gunesli. Keyifli bir Nisan yasiyoruz. 1. Levent'ten yurumeye basliyorum. Istanbul'un nezih, sik
bir semti ve yurumek cok keyifli. Akmerkez'in oraya cikip, Ulus'a dogru ilerliyorum. Is cikisi ve trafik cok yogun. Trafige karsi yuruyorum. Pahali arabalar yanimdan geciyor. Ben yururken, isiklarda beklerken, karsidan karsiya gecerken elimdeki mesaja gozleri takilanlan surucu, yolcu ve yayalarin agzi acik kaliyor. Kavrayamayan bakislarla bakiyorlar. Ne yaptigimi ve ne icin yaptigim pekcogu icin soru isareti. Nukleer santrallarin yaratacagi tehlikelerin onlara dokunmayacaðini mi saniyorlar acaba? diyorum. Nukleer herkesi oldurur! Hedefim Ulus'taki ODTU Tesisleri. 200'un ustunde Endustri Muhendisi
bulusacagiz bu aksam. Bu sene mezun olacak citir EM'ler taa Ankara'dan geldiler. Tesisin manzarasi muhtesem. Maliye'den kiralanmis. En son ziyaretinde Bakan Unakitan "Burayi size birakmam" demis. Mezunlar Dernegi "Biz de size birakmayiz" diye cevap vermis. Heryerde bir mucadeledir suruyor...
Bu sene mezun olacak citir dedigimiz genc Endustri Muhendisi adaylari "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum"de bana destek veriyorlar ve hep birlikte fotograf cekiniyoruz. Fotografcilar da fotografa dahil olmak istediklerinden ayni noktadan iki fotograf cekiniyoruz. Her ikisini de ekliyorum.
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren '87
http://nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot. com/
bir semti ve yurumek cok keyifli. Akmerkez'in oraya cikip, Ulus'a dogru ilerliyorum. Is cikisi ve trafik cok yogun. Trafige karsi yuruyorum. Pahali arabalar yanimdan geciyor. Ben yururken, isiklarda beklerken, karsidan karsiya gecerken elimdeki mesaja gozleri takilanlan surucu, yolcu ve yayalarin agzi acik kaliyor. Kavrayamayan bakislarla bakiyorlar. Ne yaptigimi ve ne icin yaptigim pekcogu icin soru isareti. Nukleer santrallarin yaratacagi tehlikelerin onlara dokunmayacaðini mi saniyorlar acaba? diyorum. Nukleer herkesi oldurur! Hedefim Ulus'taki ODTU Tesisleri. 200'un ustunde Endustri Muhendisi
bulusacagiz bu aksam. Bu sene mezun olacak citir EM'ler taa Ankara'dan geldiler. Tesisin manzarasi muhtesem. Maliye'den kiralanmis. En son ziyaretinde Bakan Unakitan "Burayi size birakmam" demis. Mezunlar Dernegi "Biz de size birakmayiz" diye cevap vermis. Heryerde bir mucadeledir suruyor...Bu sene mezun olacak citir dedigimiz genc Endustri Muhendisi adaylari "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum"de bana destek veriyorlar ve hep birlikte fotograf cekiniyoruz. Fotografcilar da fotografa dahil olmak istediklerinden ayni noktadan iki fotograf cekiniyoruz. Her ikisini de ekliyorum.
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren '87
http://nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot. com/
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Thursday, April 12, 2007
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum - 11 Nisan 2007
Bugun hava kapali ve yagmurlu. Ben yerin altindayim. Metroda "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum". Levent'te metroya binip Taksim'e kadar elimde mesajimla gidiyorum. Yuzlerde sasirmis, soru isaretleriyle dolu, saskin, anlamaya calisan, tam kavrayamayan, anlayip onaylayan biribirinden farkli ifadeler. Amacima ulasiyorum!
Aksanat'ta hem sanatci yonunu hem ozel hayatindaki cizgisini ve alcakgonullu kisiligini cok begendigim bale sanatcisi Zeynep Tanbay ile bulusuyorum. Cevre konularina, sosyal sorumluluk projelerine hep sicak
bakan ve destek olan bir sanatci. Sohbetimiz sonunda yaptigim yuruyusten bahsediyorum. Zeynep Tanbay da Turkiye'de nukleer santral yapilmasina karsi. Kendisine destek fotografi cekinebilir miyiz diye sordugumda beni kirmiyor. Toplum karsisina cikarken ozenli olmaya ayri onem veren her sanatci gibi "Bu sekilde mi?" diye soruyor. Sesinde hafif tedirginlik hisseder gibi oluyorum. Ama bana ve nukleer karsitlarina destek vermek icin birlikte poz veriyoruz. Zeynep Hanim en dogal haliyle, her zaman ve her kosulda zarif ve hos bir insan.
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren '87
http://nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/
Aksanat'ta hem sanatci yonunu hem ozel hayatindaki cizgisini ve alcakgonullu kisiligini cok begendigim bale sanatcisi Zeynep Tanbay ile bulusuyorum. Cevre konularina, sosyal sorumluluk projelerine hep sicak
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren '87
http://nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum - 4 Nisan 2007
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum 5inci ayini tamamlamak uzere. Istanbul sokaklarini arsinlamaya, elimdeki
mesaj ile insanlari sasirtmaya, dusundurmeye, tepkilerini dile getirmelerini saglamaya devam ediyorum. Bugun Kadikoy Belediyesi 1. Cocuk Senligi'ndeyim. Kadikoy Belediye binasinda baslayan yuruyusum, Kadikoy cadde ve sokaklari boyunca suruyor. Elimdeki kartonu farkedenler, okuyorlar, bana bakiyorlar, okuduklarini yuksek sesle tekrarliyorlar ve ardindan olumlu destekleyen sozler soyluyorlar. .. Vapur iskelesinde Besiktas vapurunu bekliyorum. Vapura biniyorum. Oturanlar dikkatlice mesaji ve beni inceliyorlar. Bu bir tepki, sesini duyurma eylemi. Aliskin degiller. Ilginc, cilgin geliyorum onlara. Bunu gozlerinden okuyorum. Ben cilginsam, "Nukleere Mecburuz" diyerek Turkiye'yi geri donulmez bir noktaya tasimaya calisan Enerji Bakani benden cilgin.
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren '87
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren '87
Labels:
anti-nuclear,
turkey,
turkiye
Subscribe to:
Posts (Atom)

