Showing posts with label nuclear. Show all posts
Showing posts with label nuclear. Show all posts

Monday, August 11, 2008

Nukleer Santrallere Karsi Yuruyorum- 9 Agustos- Akkuyu, Mersin

Akdeniz'in ezici sicagina ragmen otobuslere dolan NKP bilesenleri, yerel orgutler ve halk 9 Agustos gunu Akkuyu'nun bagli oldugu Buyukeceli koyunde idi. Akdeniz Nukleer Karsiti Grubunun uyelerinden Thanasis Anapolitanos ile arkadasi Paris Akkuyu'lulara destek icin Rodos'tan gelmisler. Akdeniz ulkelerinde nukleer karsitlarinin birlik haline gelmesi icin cabaliyorlar. http://www.manw.org/english/ sitesinden yuruttukleri calismalar hakkinda bilgi alinabilir.

Her yil yinelenen senlik koylulerin ve katilimcilarin goruslerine gore daha onceki yillara gore sonuk gecse de benim gibi ilk defa katilanlar icin etkileyiciydi. Koylu kadinlarin suyun degeri uzerine yaptiklari mini tiyatro gosterisi cok begenildi. Nukleer yandasi belediye baskaninin yonlendirdigi soylenen bir provokatorun kalabaligin ustune araba surmesi herkesi gerdi. Etkinligin yapilacagi koy meydanina otobus ve arabalar alinmadi. Alandan 300-400 metre once arabalardan indik, sicakta yuruduk. Jandarmanin hicbir tasiti alana almazken bu arabanin etkinligin yapildigi meydan girmesine nasil izin verdigi kafalarda soru isareti uyandirdi.

Sohbet ettigim Ummu Sahin yillardir nukleer santraller yapilmasin diye mucadele edenlerden. Koyun en yaslilarindan. Yukarda Gulnar, asagida Akkuyu baska yer gormemis ama bilgili ve 84 yildir bakan gozleriyle dipdiri, canli bakiyor. "Bizi topragimizdan koparmaya calisiyorlar" diyor. Ve ekliyor "Sahip olduklarimizi bu nukleer santral yuzunden kaybedecegiz". Akkuyu'nun nufusunun giderek azaldigini kizindan ogreniyorum. Lise olmadigindan cocuklari lise cagina gelenler Silifke'ye tasinmak zorunda kaliyormus. Kendisi de 2 cocugu ile kisin Silifke'de yazin koyde kaliyor.

Nukleer santral yapmak isteyenlerin en buyuk vaadi koyluye is imkani saglayacaklari. Santralin guvenlik islerini 2 yilligina alan sirket 15 kisiyi ise almis. Bu sayi 35e cikacakmis.

Akkuyu koylusu tarimdan gecimini sagliyor. Dusen tarim gelirleri yuzunden durumlari hergecen gun kotuye gidiyor. Koyde yillardir nukleere karsi mucadele eden Budak ailesinden Kemal Budak, organik tarim yapmak istediklerini soyledi. Kooperatifleri ile bu konuda calismak istiyorlar. Yol gostericiye ihtiyaclari oldugunu ekledi. Koylu topragini birakmak istemiyor. Tarimdan gelen gelirleri azaldigi icin toprak satislari artmis. Nukleer yandaslari bilincli bir politika ile Akkuyu koylusunu tasviye ediyor. Koylunun moralini bozan bir diger gelisme belediye statusunu kaybetmis olmalari. Su anki belediye baskaninin kasitli olarak yuruttugu calismalar sonucunda belediyelerini kaybetmisler. Nufuslari 1500'un altina dusmus.Yerel secimlere katilamiyorlar. Koy olmuslar. Yeni yasaya gore yeniden belediye olmak isterlerse nufuslarinin en az 5000 olmasi gerekiyor. Nukleerciler "santral kurulursa buraya cok insan gelecek. nufusunuz 5000 olacak. yeniden belediye olacaksiniz. ustelik esnaf cok para kazanacak" vaatleri kulaklarina gelmeye baslamis.

Akkuyu koylusune karsi nukleercilerce yurutulen politikaya gore;

1. koy olarak kalacaklar, tarim gelirleri azaldigi icin topraklarini satip sehre tasinacaklar. Bu nukleercilerin cok isine geliyor. cunku koy santrale cok yakin oldugu icin kaldirilmasi gerekiyor. kendiliginden giderlerse ekmeklerine yag surulmus olacak.
2. Nufuslarinin artmasi nukleer santral kurulmasina bagli olarak gosteriliyor. Santral icin gelenlerle nufus artinca, belediye olacaklar, eski guzel gunler geri gelecek. Belki lise bile acilacak.

Akkuyu Koylusu Nukleer'den degil Organik Tarimdan ekmek yemek istiyor. Nukleer enerji degil Akdeniz gunesini elektrige cevirecek gunes ciftligi, Akdeniz ruzgarini elektrige donusturecek ruzgar cifltigi istiyor.

Koyun civari Akdeniz'in tipik butun guzelliklerine sahip. Masmavi deniz, yemyesil camlarla kapli daglar, verimli topraklar, daglardan gelen su...

Sadece Avrupa'da, 2008 yilinda bugune kadar gecen 7 ay icinde, nukleer santrallerde 21 tane kaza/olay yasanmis. Gecen ay Fransa'da yasanan kazada sulara radyoaktif maddeler karistigi icin tarim arazilerinin sulanmasi, kuyu sularinin, cesme sularinin kullanimi yasaklandi. Hayvanlarin derelerden su icmesini engellemeye calisiyorlar. Tarimsal urunler zarar gordu. Hersey kontrol ediliyor. Su, toprak, yiyecek, bitki... Halk korktu ve huzursuz oldu. Cunku bu olayin onlari nasil etkileyecegini bilemiyorlar. Siselenmis su satislari patladi. Ne yapacaklar hayvanlarina ve tarlalarindaki urunlere Avian ile mi sulayacaklar?

Akkuyu'da konusma firsati buldugum kadinlara dilimin dondugunce bunu anlatmaya calistim. Nukleere karsilar ama yurutulen politikalardan dolayi zordalar. Akkuyu'lunun yaninda pankartlar, turkuler, sloganlarinla birlikte

- organik tarim,
- temiz enerji
- eko-turizm

projeleri ile de olmak lazim. Onlarin kalkinmasi nukleercilere karsi daha saglam durmalarini saglayacaktir.

Nukleere karsi yuruyusum devam edecek...

Selamlar,
Ayşen Eren '87
www.nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com

Wednesday, April 30, 2008

Nukleer Santrallere KARSI Yuruyorum - Mersin NKP Mitingi - 26 Nisan

26 Nisan Cernobil kazasinin yildonumunde nukleer enerji karsiti mitinge katilmak icin Mersin'e gittim. Mersin'i bilmem. Otogardaki insanlara soruyorum "nukleer santrallara karsi bugun miting var, nerede biliyor musunuz?", bana farkli bir dilde konusuyormusum gibi anlamadan bakiyorlar. Birkac telefonla yerini ogrenip, bir dolmusa atlayip miting kortejini yakaladim. Turkiye'nin farkli noktalarindan Mersin'lilere destek icin gelenlerle birlikte 5000 kisi yogun polis gozetiminde yuruyorlar. Hava kapali, yagmur ciseliyor, aldiran yok. Miting alani toprak. Herkes toz icinde konusmacilari dinliyor. Katilan muzik gruplari sarkilariyla herkesi costurdu, "Nukleer santral istemiyoruz" nidalari yukselirken halaylar cekiliyor. Kalabaligin arasinda Otistik Cocuklari Koruma Ve Egitim Dernegi ile Turkiye Sakatlar Dernegi Mersin Subesi'nin katilimcilarini goruyorum. Minik bir kiz cocugu elinde anlamli bir mesaji tasiyor, "16,398 engelli yetmedi mi?" Nukleer santrallarin yaratacagi saglik sorunlarini hatirlatan cok anlamli bir soru! Miting alaninda cok renkli bir sima, gunes anne! Nukleer enerji yerine dunya dostu, insan dostu yenilenebilir enerji kaynaklarinin kullanilmasina atifta bulunan bir elbise giymis, basina gunes sapkasi takmis. Ilerleyen yasina ragmen, "nukleer santrallara hayir" demek icin mitinge katilan Mersin Tabipler Odasindan doktor hanim ve kendisine eslik eden bayan "radyasyon yasami yok eder" diyorlar. Kalabalik gruba hitap eden en ilginc kisi Mersin'li genc bir ciftci oluyor. Kisa ve oz konusmasinda "Ben ciftciyim. Ekmegimi topraktan kazaniyorum. Ben ayak takimiyim. Ayak takimi olmaktan gurur duyuyorum. Cunku bas, ayaklar olmadan bir yere gidemez. Nukleer santraller beni ekmegimden edecek. Biz ciftciler Nukleer santrallari istemiyoruz. Buraya nukleer santral kurdurtmayacagiz" diyor ve cok buyuk alkis aliyor.

Miting sonrasinda elimde yollarda yurumekten, cantada tasinmaktan iyice yipranmis "Nukleer Oldurur! Nukleere HAYIR" kartonumla Mersin'in bilmedigim kalabalik sokaklarinda yurudum. Yoldan gecenler ilgiyle mesajimi okudu. Neredeyse okumadan gecen olmadi. Yuzlerde mesaji destekleyen olumlu ifadeler gordum. Mersin halki yavas yavas haberdar oluyor ve tepkililer. Ana gecim kaynaklari turizm, tarim, hayvancilik ciddi darbe alacak. Farkindalar.

Cezerye almak icin girdigim dukkanda yasli dukkan sahibine miting icin geldigimi soyleyince gozleri ilgiyle parladi. Radyoaktiviteden topragin, suyun, havanin etkilenecegini, Mersin yoresinde yetisen sebze ve meyvalara insanlarin suphe ile bakacaklarini soyleyince, "mecburen yiyecegiz" dedi. Neden mecburuz, nukleer santrallar yapilmazsa bu riskler olmaz diye sorgulayinca, "istedigini yapiyor, kimse karsi cikmiyor" diye serzeniste bulundu. Vatandas olarak karsi duracagiz deyip, Mersin'li ciftcinin miting alanindaki sozlerini tekrarladim. Gozlerinin ici guldu, bana cezerye ikram etti...

Cernobil gununde yasananlari hatirlama ve bunlari nukleer santrallar kurma planlari yapanlara hatirlatma, nukleer enerjinin cozum degil, sorun oldugunu vurgulama, Mersin halkinin yaninda oldugumuzu bildirmek icin yapilan miting amacina ulasti.

Nukleer enerjiye karsi yuruyusum devam edecek...

Selamlar,
Ayşen Eren
www.nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com

Tuesday, February 06, 2007

Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum- Bugday Dergisinde


Bugday Dergisi'nin Ocak - Subat 2007 sayisinda "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum!" baslikli yazim yayinlandi.

Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...

Selamlar,
Ayşen Eren


http://nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/

Aşık Veysel’in söylediği gibi uzun, ince bir yolda yürüyorum. Bazen tek başına bazen destekçi dostlarla birlikte. Elimde “Nükleer Yasaya KARŞI Yürüyorum” yazan basit bir karton taşıyarak. Huzur ve barış içinde İstanbul’un farklı semtlerinde, meydanlarında, caddelerinde, sokaklarında yürüyorum. Yürüme eylemi varış noktası odaklıdır. Yürümeye başladığınızda nereye gideceğinizi bilirsiniz. Benim yürürken böyle bir hedefim yok. Meclis’te büyük olasılıkla Aralık 2006’da görüşülmeye başlanacak olan Nükleer Yasa’yı protesto etmek için “Nükleer Yasaya KARŞI Yürüyorum”.

Türkiye’ye nükleer santral yapımı için düğmeye basan hükümet “Nükleer Yasa” ile bu çalışmalarına yasal ve hukuksal bir zemin hazırlamaya çalışıyor. Yasa mecliste onaylanıp yürürlüğe girerse Türkiye’de nükleer santrallar devreye girecek. Nükleer santrallerimiz olunca nükleer atıklarımız olacak. Çünkü ömrünü 40-50 yıl olan bir nükleer santral, bu süre boyunca toplam bin ton nükleer atık üretiyor ve sonra kendisi de bir nükleer atık haline geliyor. Bugün nükleer santralı olan her ülkenin nükleer atıklarla başı dertte. Çünkü bu atıklar yok edilemiyor. Zararsız hale gelmeleri için ONBİNLERCE yıl çok korunaklı ortamlarda saklanmaları gerekiyor. Nükleer santralın sağlayacağı enerjiyi biz 40-50 yıl kullanacağız ama bizim çocuklarımız, torunlarımız ve onların çocukları onbinlerce yıl nükleer santralın ürettiği nükleer atıkların yaratacağı radyasyon riskine maruz kalacak, çıkan maliyetleri yüklenecek, şu an öngöremediğimiz ama zamanla çıkacak diğer sorunlarla uğraşmak zorunda kalacaklar. Çocuklarımıza, torunlarımıza ve onların çocuklarına bırakacağımız miras radyoaktivite, hastalık, ölüm saçan nükleer atıklar olacak.

Çocuklardan izin aldiniz mi?

Türkiye’de nükleer yasayı çıkarmak isteyenlere sormak istiyorum:

Gelecek nesillerin de yaşayacağı bu ülkeyi, kullanacağı toprağı, suyu ve havayı radyoaktivite ile kirletmek için onlardan izin aldınız mı?

Radyoaktif atıkları onbinlerce yıl güvenli saklama sorumluluğunu çocuklarımıza, torunlarımıza ve onların çocuklarına bırakıyoruz. Bu sorumluluğu almak istiyorlar mı? Onlara sordunuz mu?

Yürüyüşün Evreleri
Karar

Bu düşüncelerle, 3 Ekim 2006 tarihinde Timur Daniş’in Ankara’da TBMM önünde başlattığı, daha sonra İstanbul’da devam ettirdiği; Antalya’lı Hediye Gündüz’ün Ankara’da başlayıp, Antalya’da devam ettiği; Mehmet Emrah Bilgiç’in Sinop’ta süren; Bahriye Şengün’ün İstanbul’da yaptığı gibi bende kendi “Nükleer Yasaya KARŞI Yürüyüş”ümü başlatmaya karar verdim. Amacım yaşadığım şehirdeki insanların dikkatini nükleer yasa üzerine çekmek, “nükleer yasaya karşı” farkındalık yaratmak.

Ferdi, barışçıl, insanlara ve doğaya karşı olan bu yasaya karşı insanca ve doğal bir eylem yaparak. Yürüyerek…

Basın Açıklaması

“Bir basın açıklaması yapmalısın” dedi Timur Daniş. Nasıl yapılır bilmiyorum. “Yürüyüş nedenini açıklayan kısa bir metin hazırlarsın, yürüyüş başlangıç yer ve saatini bildirirsin, basının e-posta adreslerine gönderirsin” diyerek yol gösterdi. İlk yürüyüşümü Timur’un başlattığı Nükleere Karşı Cumartesi Yürüyüşleri ile çakıştırmaya karar verdim. Hem destek almak hem de destek vermek için. İlan edilen yerde ve saatte çocuklarımız ile basın mensuplarını bekledik. Geldiler. Basın açıklamamı okudum. İlk yürüyüş Beyoğlu Galatasaray Meydanı’ndan başlayıp Şişli’deki Ekolojik Pazar’da sonlanacak. Çocuklarla birlikte yürüyüşümüzü başlattık. Hem benim hem kızım için bu bir ilk. Yürürken vereceğim mesajı ve nasıl vereceğimi bilmiyorum. Basitçe elimizde bir rüzgar gülü ile yürüdük. Beyoğlu protesto gösterilerine öylesine alışkın ki yanımızdan geçen insanların bir kısmı bizi fark ediyor ama çoğunluğu geçip gidiyor. Yürürken sohbet ettiğimiz, çocuklarla ilgilendiğimiz için bize yönelen bakışların pek farkına varmıyoruz, gerginliğimiz azalıyor, rahatlıyoruz. Ekolojik Pazar’da alkışlarla karşılanıyoruz. Beklemediğimiz bu tepki kızımla beni mutlu ediyor.

Hazırlık

Yürümek basit bir eylem gibi görünse de düzenli, sürekli olarak yapıldığında ciddi bir ön hazırlık gerektiriyor. İlk olarak rota belirleyip, yürüyüş saatlerimi kararlaştırıyorum. Niyetim meydan ve sokakların en kalabalık olduğu saatlerde yürümek. Yürürken karşılaşacağım insanların dikkatini “Nukleer Yasa”ya çekecek bir mesaj taşımalıyım. Mesajım eylemimi, yapış nedenimi anlatmalı, kısa ve anlaşılır olmalı. Ayrıca rahat taşınabilmeli. “Nükleer Yasaya KARŞI yürüyorum. Nükleer Yasa Meclis’te” yazan bir karton hazırlıyorum. Uzun süreli yürüyüşlerde uygun ayakkabı ve giysi giymek önemli. Yanınıza yürürken size enerji verecek yiyecekler ve su almanız yararlı olabilir.

İlk yürüyüş

İlk ferdi yürüyüşümü Kadıköy meydanında başlatmaya karar veriyorum. Yürüyüşüm Caddebostan Kültür Merkezi’nde noktalanacak. Kadıköy meydana gelip kalabalığı görünce bir an tereddüt ediyorum. Kartonumu elimde tutarak yürümeye başlıyorum. Kalabalığın içinde birden fark edilmek beni rahatsız ediyor. Gözlüklerimin arkasına saklanıyorum. Fark edenlerin tepkileri çok ilginç. Önce beni kalabalık içinde algılıyorlar. Bir bütün olarak farklı olduğumu anlıyorlar. Sonra gözler elimdeki kartona kayıyor. Ardından bakışları yüzüme çevriliyor. Benim normal ve aklıbaşında olup olmadığımı anlamaya çalışıyorlar. Yüzümdeki ifadeden normal olduğumu anlayıp yeniden kartona bakıp, dikkatle okuyorlar. Gözler elimdeki kartonla yüzüm arasında üç dört defa gidip geliyor. Mesajı kavrayanların yüzlerinde iki ifadeden biri oluyor. Ya “bizde karşıyız ve sizi destekliyoruz” diyen destek veren olumlu bir ifade. Ya da “böyle bir şey mi var?” diyen soru dolu şaşkın bir ifade. Bazılarının gözlerinde takdir bakışları da yakalıyorum. Bakışların altında yürümek ağır ve zor geliyor. Kadıköy’den ilerleyip Fenerbahçe stadının arkasından Bağdat caddesine çıkıyorum. Görünür olmak için trafiğe karşı yürüyorum. Bazı sürücülerin arabalarından elimdeki mesajı okumaya çalıştıklarını görüyorum. Beni durduran, soru soran olmuyor. Sakıncası yok. Mesajımın pek çok insan tarafından okunması ve bazı düşünceleri harekete geçirmesi şimdilik yeterli.

Gelişmeler

Yürüyüşümden haberdar olanlardan önce destek, tebrik iletileri geliyor sonra arkadaşlarım benimle yürümek istediklerini söylüyorlar. Ne mutlu! Hemen programlar yapılıyor. İlk önce Dilek Ekşi ile Kadıköy İskele’de buluşuyoruz. Bu eylem Dilek içinde ilk ve biraz tedirgin. Çantamdan kartonumu çıkarıyorum. Haydarpaşa, Harem güzergahından Üsküdar İskele’ye kadar yürüyoruz. Dilek “inanmak ve kararlı olmak kadar eylemci olmak da gerekiyor” diyor ve bu eylemi yapan herkesi tebrik ediyor. Çünkü sokağa çıkıp görünür olmanın başka tür bir enerji gerektirdiğine inanıyor. Cesaret belki? Bana ilerleyen günlerde de eşlik etmek istediğini söylüyor. İkinci yürüyüşümde üç arkadaşımla beraberim. Fenerbahçe parkında buluşup Kadıköy’e yürüyeceğiz. Hava çok soğuk, park neredeyse ıssız. Yürüyüş için yanlış bir saat seçmişim. Parkta fotoğrafımızı çeken Canan Oğuz nükleer santrallere ailecek karşı olduklarını söylüyor. Yürüyüşümü desteklediğini belirtip bana moral ve güç veriyor. Yanımdaki dostlarım Arsun Önol, Filiz Bozkurt ve Nurgün Gerçin’le beraber “Nükleer santrallerde güvenlik 100% sağlanabilir mi?”yi tartışıyoruz. Vardığımız nokta; insanın olduğu heryerde hata olabileceği ve nükleer santrallerin hatayı kaldıramayacak kadar riskli oldukları. Cem Tüzün bir sonraki gün bana eşlik ediyor. Cem kendi mesajını beraberinde getirmiş. “Nükleer Yasadan haberdar mısınız? Nükleer Santraller konusundaki soru ve düşüncelerinizi benimle paylaşır mısınız?” Planımız Kadıköy İskele’den Moda’ya oradan Bahariye’ye geçip Kadıköy’e geri dönmek. Cem yürüyüşün pasif kaldığını düşünüyor. Daha etkin olmak için yürürken insanlarla dialoga geçmek taraftarı. Ben biraz çekimserim. Sahilde 4 genç kız görüp “Hadi gidip şunlara soralım. Bakalım nükleer santrallerden haberdarlar mı?” diyor. Kısa bir sohbet sonrasında yürüyüş nedenimizi açıklıyoruz ve “Nükleer Yasadan haberdar mısınız? Nükleer santraller konusunda ne düşünüyorsunuz?” diye soruyoruz. Yasadan haberdar değiller. Ama nükleer santrallerin çevreye büyük zarar verdiğini, alternatif temiz enerji kaynakları olduğunu ve bunların değerlendirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Konu hakkında bilgi ve üstelik fikir sahibiler. Mutlu oluyoruz. Yürürken taşıdığım kartonla tek yönlü mesaj verirken insanlarla konuşmak ve birebir iletişime geçme fikri cazip geliyor.

Nereye?

Yürüyüş eylemim birinci haftasını doldurdu. Edindiğim izlenim elimde taşıdığım mesaja kadınların erkeklerden, gençlerin diğer yaş grubu insanlardan daha ilgili olduğu, daha çok tepki verdiği.

Yürüyüşümün önceden belirlenmiş bir varış noktası yok. Ben sadece “Nükleer Yasaya KARŞI Yürüyorum”. “Nereye kadar?” diye soranlara cevabım ise “Sonuna kadar.”

Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum - 02 Subat 2007

Arkadasim Tugba ile uzun bir parkur diye konustuk ama benim keyifsizligim ve Tugba'nin hasta olan kedilerini uzun sure yanliz birakamayacak olmasindan dolayi bildik ve kisa bir parkura karar veriyoruz. Besiktas-Ortakoy- Besiktas. Hava soguk oldugundan ve okullar tatil oldugundan yollar sakin. Yine de elimdeki mesaji gorenler bir irkilip sonra mesaji okuyup anlamaya calisiyorlar. Yoldan gecen arabalarin soforleri mesaji farkedip yavasliyorlar ve mesaji okumaya ugrasiyorlar. Bir kaza riski yaratiyor muyum? Belki.

Ortakoy'un simgesi zarif Ortakoy Camii'nden Cuma namazini kilip cikanlar merakla mesaji okuyorlar ve kendi kendilerine tekrarliyorlar. Caminin arkasinda lise ogrencisi Ebru'dan fotografimizi cekmesini rica ediyoruz. Bizi kirmiyor. Fotograf cekmeye merakli 3-4 poz cekiyor. Ebru ne nukleerden, ne nukleer santrallardan, ne de nukleer yasadan habersiz. Su an sadece okulu tatil oldugu ve bir erkek arkadasi oldugu icin mutlu. Elimdeki mesajin anlamini ve neden tasidigimi kisaca anlatmaya calisiyorum ama ne kadarini dinledi pek emin olamiyorum. Yine de O'nun icin farkli olan bu eylem tarzi ile hafizasina "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum. Nukleer Oldurur" mesajini kazidigimi dusunuyorum.

Tugba ile dukkanlari gezerken aksesuar satan bir magazaya giriyoruz. Piril piril gulumsemesi, guzel yuzlu iki tezgahtar bayan bizi karsiliyorlar. Serap nukleer santraller ve nukleer yasadan habersiz ama kisaca anlattiklarimdan etkileniyor. Blogumun adresini veriyorum. Internetten girip bakacagini soyluyor. "Yurumeye devam edin" diyerek bizi yureklendiriyor.

Donus yolunda Tugba'ya okumakta oldugum Svetlana Aleksiyevic' in "Cernobil'den Sesler. Bir Nukleer Felaketin Sozlu Tarihi" baslikli kitabindan beni etkileyen bolumleri anlatiyorum. Yangini sonduren itfaiyecilere radyasyon tehlikesinden hic bahsedilmedigini, bir kisminin olay yerinde bir kisminin daha sonra goturuldukleri hastanelerde bir iki hafta icinde radyasyon nedeniyle "eriyerek" olduklerini, kadinlarin cocuklarinin sakat veya oldu dogdugunu, askerlerin ormandaki kuslari, kurtlari, bocekleri oldurmeye calismalarini, radyasyonlu ineklerin kacirilip ulkenin baska yerinde kesilip radyasyonlu etlerinin insanlara satildigini. ..

Motorla Uskudar'a gecip yuruyusumuz noktaliyoruz.

Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...

Selamlar,
Ayşen Eren

Monday, February 05, 2007

Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum - 01 Subat 2007


Bugun tekbasina yeni bir rotada yuruyecegim. Sirkeci'de basliyorum "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusume". Elimdeki kartonu gorenler once sasiriyor, sonra okumaya calisiyorlar. Yollar kalabalik. Vapur iskelelerinin onunden gecerken basinda haci takkesi parmaklarina gecirdigi suslu zincirleri satan ortayasli bir sokak saticisi ellindeki zincirleri sikirdata sikirdata alkisliyor beni. Galata koprusu uzerinden Karakoy'e oradan Findikzade'ye, Dolmabahce Sarayi'ndan Besiktas'a suruyor yuruyusum. Cok sevdigim bir rota, hava gunesli ve ilik, caddeler kalabalik. Ogle saati oldugu icin isyerleri ve bankalardan ogle yemegine cikan pekcok insanla karsilasiyorum. Beni gorunce cok sasiriyorlar, mesaji gozleriyle okuyorlar bazen yuksek sesle bir kere daha tekrarliyorlar. Karsilastigim birkac turist mesaji anlamasalar da yaptigim seyin bir eylem oldugunu kavrayip sempatiyle gulerek yanimdan geciriyorlar.

Dolmabahce Sarayi'na gelince karsidan gelen bir anne kiz goruyor, yanlarina yaklasip fotografimi cekip cekemeyeceklerini soruyorum. Sevil hanim emekli isletmeci. Kizi 15 yasinda, ayrica evlenme cagina gelmis yetiskin bir oglu var. "Boydan aliyim" diyor karari kendisine birakiyorum, benimle beraber makinanin kordonunu da cekiyor :) Ziyani yok. Ayak ustu yaptigimiz kisa sohbette bana icini dokuyor. Dunyanin kotuye gittigini dusunuyor ve cok umitsiz. "Siz de boyle tek basina birseyler yapiyorsunuz ama etkili degil. Ne olacak halimiz? Yetiskin bir oglum var. Yarin bir torun sahibi olacagim. Inanin cok sevinemiyorum. Cocuk boyle bir dunyaya gozlerini acacagi icin uzuluyorum." Benim gibi bir anne ve hem cocuklari icin hem de daha dogmamis torunu icin endiseleniyor. Karamsar ve umitsiz bir gunune denk geldim saniyorum. "Farki insanlar yaratir "diyorum. "Birsey yapamam derseniz yapamazsiniz. Ne yapabilirim dememiz ve herseyi baskalarindan beklemememiz lazim" diye ekliyorum. El sikisip ayriliyoruz. Aslinda Sevil hanim bir noktada hakli. Yaptigim bu eyleme katilan ve ben ne yapabilirim diyenlere yol gostermem lazim. Bu konuda dusunecegim.

Dolmabahce Sarayi boyunca yururken onumde ilerleyen iki genc arkadas, mesaji okuyorlar ve benimle yurumek istediklerini soyluyorlar. Ne mutlu! Fatih ve Senol hukuk fakultesinde ogrenciler. Senol fikirlerini aciklama konusunda nedense cekingen. Bu eylem hoslarina gidiyor ama nukleer santraller ve verdigi zararlar konusunda bilgileri yok. EMO'nun hazirladigi brosuru verip konuyu farkli boyutlari ile anlatiyorum. Anlattiklarimdan cok etkileniyorlar. Sohbet ederken Besiktas'a gelmisiz bile. Blogumun adresini verip, kendilerine veda ediyorum.

Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...


Selamlar,
Ayşen Eren
http://nukleeryasay akarsiyuruyorum. blogspot. com/

Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum - 31 Ocak 2007




Yuruyusumu aksam yapiyorum ve kisa suruyor. Taksim meydandan Beyoglu'ndaki Yesiloda'ya yuruyorum. Bugun amacim davet uzerine Yesiloda'da ferdi olarak yaptigim "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum" eylemini anlatmak. Kucuk bir mekanda kucuk bir toplulukla once gecen sene nukleer karsiti eylemlerde ve Sinop mitinge cektigim fotograflardan hazirladigim "Nukleer Santral Istemiyoruz! " baslikli saydam gosterisini izliyoruz. Sonra ben 2.5 aydir suren ve devam edecek olan "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum" eyleminin oykusunu anlatiyorum. Neden basladim, nasil basladim, nasil gelisiyor ve nereye gidiyor? Yuruyusum sirasinda hissettiklerim, dusunduklerim, aldigim tepkiler, tanistigim insanlar, yapilan sohbetler... Ender Eren, Gultekin Tetik, Timur Danis, Onur, Filiz, Mustafa ve Figen (isimleri karistirmadim diye umit ediyorum) ile sohbet ediyoruz ve hatira fotografi cekiniyoruz.

Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek....

Selamlar,
Ayşen Eren

http://nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/