Kuremiz isiniyor. Gelecek icin yazilan senaryolardan korkmaya basladik. Enerji kullaniyoruz, enerji uretmek icin kullandigimiz yontemler yanlis oldugu icin dunyamizi isitiyoruz. Enerji kullanmaya devam edecegiz ama iki konuda dikkatli olmamiz gerekecek. Enerjiyi dusunerek, israf etmeden kullanmak ve enerji uretmek icin temiz ve yenilenebilir kaynaklari devreye almak.
Nukleer enerji taraftarlarinca nukleer enerji dunyamizi kuresel isinmaya karsi koruyacak olan "temiz" enerji olarak tanitilmaya baslayinca Timur Danis ile bu konuda bir basin aciklamasi yapalim dedik. Mekan Galatasaray Lisesi onu. Saat 10:30. 2 haber ajansi geldi. Timur Danis, 3 bakanin haftabasinda kuresel isinma icin toplanip "halkimiz daha dikkatli olsun" mesajini elestirdi. Kuresel isinmayi durdurmak icin "Devlet ve Sanayi" ne yapacak? diye sorguladi. Ben karbondioksit salinimini azaltacagiz derken radyasyon salinimini artirmak cozum degildir dedim. Basin aciklamami asagida gonderiyorum.
Ardindan klasik Cumartesi gunu yuruyus rotamizi takip ederek Sisli Organik Pazari'na yuruduk. Bu hafta niyetim Haci Bey'in pazardaki yerine ugramak, kendisiyle tanismak. Haci Bey Gaziantep'li bir ciftci. Organik tarim yapiyor. Esiyle pazarda ziyaretcilere gozleme ve yoresel ev yemekleri ikram ediyor. Gel misafirim ol dedi bir turlu gidememistim. Haci Bey, esi Inci Hanim ve ogullari ile tanisiyorum, Inci hanimin nefis yemekleri ile agirlaniyorum. Sohbet "nukleer yasa" ile basliyor "organik tarim" ve "tohum" ile devam ediyor. Yemek yiyen Ayse ve Filiz hanimlar da butun bu konularla ilgililer. Encok benim eylemim ilgilerini cekiyor. "Nasil" diye soruyorlar. Kartonumu gosteriyorum. Her ikisi de halkimizin tepki verme ve harekete gecme konusunda yavas oldugunu soyluyor. Burada biraz ozelestiri de var tabii. Haci Bey kartonu alip tezgahin uzerine
yerlestiriyor, gulerek "buraya cok yakisti" diyor. Ve tabii bana yeni bir karton hazirlamak dusuyor. Elimde 3 aydir dolastirdigim karton artik yeni sahibinin.
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Aysen Eren
http://nukleeryasay akarsiyuruyorum. blogspot. com/
10 Şubat 2007
BASIN DUYURUSU
KÜRESEL ISINMANIN ÇARESİ NÜKLEER SANTRALLER DEĞİLDİR.
Azalan yağışlar, kuruyan su kaynakları, yoğun yağışların neden olduğu seller ve toprak kaymaları, gündüz ile gece arasındaki ısı farkının artması, havaların mevsim normallerinin üstünde seyretmesine dair haberleri okuyor, bir kısmını bizzat yaşıyoruz. 20 yıldır bilim insanları tarafından tartışılan küresel ısınma ve bunun sonucu olan iklim değişikliği geleceğe değil günümüze ait gerçekler oldu. Küresel ısınmanın yaratacağı felaket senaryoları hepimizi ürkütüyor.
Yaşanan ve yaşanacak olan değişimler hepimizin hayatını etkileyecek. Küresel ısınmayı yavaşlatmak ve durdurmak için sera gazlarının atmosfere salınımının azaltılması zorunlu.
Nükleer enerji taraftarlarınca, sera gazı açığa çıkarmadıkları iddia edilen nükleer santraller “küresel ısınmaya karşı en doğru enerji kaynağı” olarak tanıtılmaya başlandı. Küresel ısınmanın engellenmesi için nükleer santrallerin yapılması gerektiği söyleniyor. Türkiye’de nükleer santral kurulması ve dünyada nükleer santral sayısının 10 katına çıkarılması üzerine planlar yapılıyor.
Nükleer santral sayısı 10 katına çıkarsa,
· Nükleer kaza riski,
· Radyasyon salınım hacmi,
· Ürettikleri bertarafı mümkün olmayan ve onbinlerce yıl insanlığı tehdit edecek olan çok tehlikeli nükleer atık hacmi,
· Terörist intihar saldırılarına kolay hedef olma riski,
· Hammadde olan uranyumun işlenip taşınması sırasında yoğun karbondioksit salınım hacmi de
10 katına çıkar. Nükleer santraller çözüm değil sorun üretirler. Bu nedenle, iklim değişikliği sorununun çözümünde yer alamazlar.
Küresel ısınmayı durdurmak için az enerji tüketmeli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretmeliyiz.
Uygulama için önce siyasi irade sonra halkımızın desteği gerekmektedir.
Sera gazı salınımını azaltmak için radyasyon salınımını artırmak kabul edilir bir çözüm değildir. Küresel ısınma kolera ise nükleer santraller vebadır. Her ikisi de öldürür.
Ayşen Eren
http://nukleeryasay akarsiyuruyorum. blogspot. com/
Basın Duyurusu
Tarih: 10 Şubat 2007, Cumartesi
Saat: 10:30
Yer: Galatasaray Lisesi Önü
Dostlar ve cocuklari ile birlikte. Bugun ceyrek yuzyillik arkadasim (valla bu kadar olmus :)) Cigdem ve oglu
Dersu ile "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyoruz". Mekan Siraselviler, Istiklal Caddesi, Tarlabasi, ara sokaklar... Siraselvilerden Istiklal Caddesine cikiyoruz. Cadde her zamanki gibi inanilmaz kalabalik. Bir insan seline takilip suruklenircesine Tunel'e dogru ilerliyoruz. Dersu yorulup acikinca bir dost mekana ugruyoruz. Mihrimah Sultan Cafe. Cafe'nin sahibi Mihrimah hanim GDO'ya Hayir Platform'undan arkadasim. Nukleer yasaya ve Turkiye'ye nukleer santral yapilmasina karsi. Cigdem sagima, Mihrimah soluma geciyor ve Dersu fotografimizi cekiyor.
Elimdeki mesaji gorunce Dersu "Bu nicin uyakli degil diyor?". "Nasil yani?" Uyakli bir mesaj yazmak hic aklima gelmemisti. Ben "Nasil olabilir?" deyince, benden "nukleer yasa, nukleer santrallarin zarari hakkinda bilgi istiyor" ve sonra...
"Nukleer Yasa oldurur,
Hayati sondurur,
Nukleer Yasaya karsi olalim,
Hayatlari kurtaralim
Bu nukleer gazi bu zehirli maddeyi durduralim,
Umutlari artiralim.
Dogal enerjiye ulasalim,
Gunese, buluta, agaca bunlarin hepsi
Sizin yardiminizla. "
Simdiki cocuklar bir harika. Dersu bir harika!
Bununla da kalmiyor, bir beste yapiyor. 5 dakika icinde!!!
Izlemek isteyenler.. ..
http://www.youtube. com/watch? v=zsPFjvm9tW0
Böylece "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum" cocuk sarkisi bestelenmis oluyor :)
Istiklal Caddesinden Tarlabasi'na cikiyoruz. Fotograf Merkezinde unlu fotograf sanatcisi Sebastiago Solgado'nun sergisi var. Sergiye ugruyor, unlu fotografcinin Hindistan'da calisan sinifi goruntuledigi etkileyici karelere bakiyoruz.
Tarlabasi'ndan tekrar Siraselvilere gecip yuruyusumuz noktaliyoruz.
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Ayşen Eren
http://nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/
Bugday Dergisi'nin Ocak - Subat 2007 sayisinda "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum!" baslikli yazim yayinlandi.
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Ayşen Eren
http://nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/
Aşık Veysel’in söylediği gibi uzun, ince bir yolda yürüyorum. Bazen tek başına bazen destekçi dostlarla birlikte. Elimde “Nükleer Yasaya KARŞI Yürüyorum” yazan basit bir karton taşıyarak. Huzur ve barış içinde İstanbul’un farklı semtlerinde, meydanlarında, caddelerinde, sokaklarında yürüyorum. Yürüme eylemi varış noktası odaklıdır. Yürümeye başladığınızda nereye gideceğinizi bilirsiniz. Benim yürürken böyle bir hedefim yok. Meclis’te büyük olasılıkla Aralık 2006’da görüşülmeye başlanacak olan Nükleer Yasa’yı protesto etmek için “Nükleer Yasaya KARŞI Yürüyorum”.

Türkiye’ye nükleer santral yapımı için düğmeye basan hükümet “Nükleer Yasa” ile bu çalışmalarına yasal ve hukuksal bir zemin hazırlamaya çalışıyor. Yasa mecliste onaylanıp yürürlüğe girerse Türkiye’de nükleer santrallar devreye girecek. Nükleer santrallerimiz olunca nükleer atıklarımız olacak. Çünkü ömrünü 40-50 yıl olan bir nükleer santral, bu süre boyunca toplam bin ton nükleer atık üretiyor ve sonra kendisi de bir nükleer atık haline geliyor. Bugün nükleer santralı olan her ülkenin nükleer atıklarla başı dertte. Çünkü bu atıklar yok edilemiyor. Zararsız hale gelmeleri için ONBİNLERCE yıl çok korunaklı ortamlarda saklanmaları gerekiyor. Nükleer santralın sağlayacağı enerjiyi biz 40-50 yıl kullanacağız ama bizim çocuklarımız, torunlarımız ve onların çocukları onbinlerce yıl nükleer santralın ürettiği nükleer atıkların yaratacağı radyasyon riskine maruz kalacak, çıkan maliyetleri yüklenecek, şu an öngöremediğimiz ama zamanla çıkacak diğer sorunlarla uğraşmak zorunda kalacaklar. Çocuklarımıza, torunlarımıza ve onların çocuklarına bırakacağımız miras radyoaktivite, hastalık, ölüm saçan nükleer atıklar olacak.
Çocuklardan izin aldiniz mi?
Türkiye’de nükleer yasayı çıkarmak isteyenlere sormak istiyorum:
Gelecek nesillerin de yaşayacağı bu ülkeyi, kullanacağı toprağı, suyu ve havayı radyoaktivite ile kirletmek için onlardan izin aldınız mı?
Radyoaktif atıkları onbinlerce yıl güvenli saklama sorumluluğunu çocuklarımıza, torunlarımıza ve onların çocuklarına bırakıyoruz. Bu sorumluluğu almak istiyorlar mı? Onlara sordunuz mu?
Yürüyüşün Evreleri
Karar
Bu düşüncelerle, 3 Ekim 2006 tarihinde Timur Daniş’in Ankara’da TBMM önünde başlattığı, daha sonra İstanbul’da devam ettirdiği; Antalya’lı Hediye Gündüz’ün Ankara’da başlayıp, Antalya’da devam ettiği; Mehmet Emrah Bilgiç’in Sinop’ta süren; Bahriye Şengün’ün İstanbul’da yaptığı gibi bende kendi “Nükleer Yasaya KARŞI Yürüyüş”ümü başlatmaya karar verdim. Amacım yaşadığım şehirdeki insanların dikkatini nükleer yasa üzerine çekmek, “nükleer yasaya karşı” farkındalık yaratmak.
Ferdi, barışçıl, insanlara ve doğaya karşı olan bu yasaya karşı insanca ve doğal bir eylem yaparak. Yürüyerek…
Basın Açıklaması
“Bir basın açıklaması yapmalısın” dedi Timur Daniş. Nasıl yapılır bilmiyorum. “Yürüyüş nedenini açıklayan kısa bir metin hazırlarsın, yürüyüş başlangıç yer ve saatini bildirirsin, basının e-posta adreslerine gönderirsin” diyerek yol gösterdi. İlk yürüyüşümü Timur’un başlattığı Nükleere Karşı Cumartesi Yürüyüşleri ile çakıştırmaya karar verdim. Hem destek almak hem de destek vermek için. İlan edilen yerde ve saatte çocuklarımız ile basın mensuplarını bekledik. Geldiler. Basın açıklamamı okudum. İlk yürüyüş Beyoğlu Galatasaray Meydanı’ndan başlayıp Şişli’deki Ekolojik Pazar’da sonlanacak. Çocuklarla birlikte yürüyüşümüzü başlattık. Hem benim hem kızım için bu bir ilk. Yürürken vereceğim mesajı ve nasıl vereceğimi bilmiyorum. Basitçe elimizde bir rüzgar gülü ile yürüdük. Beyoğlu protesto gösterilerine öylesine alışkın ki yanımızdan geçen insanların bir kısmı bizi fark ediyor ama çoğunluğu geçip gidiyor. Yürürken sohbet ettiğimiz, çocuklarla ilgilendiğimiz için bize yönelen bakışların pek farkına varmıyoruz, gerginliğimiz azalıyor, rahatlıyoruz. Ekolojik Pazar’da alkışlarla karşılanıyoruz. Beklemediğimiz bu tepki kızımla beni mutlu ediyor.
Hazırlık
Yürümek basit bir eylem gibi görünse de düzenli, sürekli olarak yapıldığında ciddi bir ön hazırlık gerektiriyor. İlk olarak rota belirleyip, yürüyüş saatlerimi kararlaştırıyorum. Niyetim meydan ve sokakların en kalabalık olduğu saatlerde yürümek. Yürürken karşılaşacağım insanların dikkatini “Nukleer Yasa”ya çekecek bir mesaj taşımalıyım. Mesajım eylemimi, yapış nedenimi anlatmalı, kısa ve anlaşılır olmalı. Ayrıca rahat taşınabilmeli. “Nükleer Yasaya KARŞI yürüyorum. Nükleer Yasa Meclis’te” yazan bir karton hazırlıyorum. Uzun süreli yürüyüşlerde uygun ayakkabı ve giysi giymek önemli. Yanınıza yürürken size enerji verecek yiyecekler ve su almanız yararlı olabilir.
İlk yürüyüş
İlk ferdi yürüyüşümü Kadıköy meydanında başlatmaya karar veriyorum. Yürüyüşüm Caddebostan Kültür Merkezi’nde noktalanacak. Kadıköy meydana gelip kalabalığı görünce bir an tereddüt ediyorum. Kartonumu elimde tutarak yürümeye başlıyorum. Kalabalığın içinde birden fark edilmek beni rahatsız ediyor. Gözlüklerimin arkasına saklanıyorum. Fark edenlerin tepkileri çok ilginç. Önce beni kalabalık içinde algılıyorlar. Bir bütün olarak farklı olduğumu anlıyorlar. Sonra gözler elimdeki kartona kayıyor. Ardından bakışları yüzüme çevriliyor. Benim normal ve aklıbaşında olup olmadığımı anlamaya çalışıyorlar. Yüzümdeki ifadeden normal olduğumu anlayıp yeniden kartona bakıp, dikkatle okuyorlar. Gözler elimdeki kartonla yüzüm arasında üç dört defa gidip geliyor. Mesajı kavrayanların yüzlerinde iki ifadeden biri oluyor. Ya “bizde karşıyız ve sizi destekliyoruz” diyen destek veren olumlu bir ifade. Ya da “böyle bir şey mi var?” diyen soru dolu şaşkın bir ifade. Bazılarının gözlerinde takdir bakışları da yakalıyorum. Bakışların altında yürümek ağır ve zor geliyor. Kadıköy’den ilerleyip Fenerbahçe stadının arkasından Bağdat caddesine çıkıyorum. Görünür olmak için trafiğe karşı yürüyorum. Bazı sürücülerin arabalarından elimdeki mesajı okumaya çalıştıklarını görüyorum. Beni durduran, soru soran olmuyor. Sakıncası yok. Mesajımın pek çok insan tarafından okunması ve bazı düşünceleri harekete geçirmesi şimdilik yeterli.
Gelişmeler
Yürüyüşümden haberdar olanlardan önce destek, tebrik iletileri geliyor sonra arkadaşlarım benimle yürümek istediklerini söylüyorlar. Ne mutlu! Hemen programlar yapılıyor. İlk önce Dilek Ekşi ile Kadıköy İskele’de buluşuyoruz. Bu eylem Dilek içinde ilk ve biraz tedirgin. Çantamdan kartonumu çıkarıyorum. Haydarpaşa, Harem güzergahından Üsküdar İskele’ye kadar yürüyoruz. Dilek “inanmak ve kararlı olmak kadar eylemci olmak da gerekiyor” diyor ve bu eylemi yapan herkesi tebrik ediyor. Çünkü sokağa çıkıp görünür olmanın başka tür bir enerji gerektirdiğine inanıyor. Cesaret belki? Bana ilerleyen günlerde de eşlik etmek istediğini söylüyor. İkinci yürüyüşümde üç arkadaşımla beraberim. Fenerbahçe parkında buluşup Kadıköy’e yürüyeceğiz. Hava çok soğuk, park neredeyse ıssız. Yürüyüş için yanlış bir saat seçmişim. Parkta fotoğrafımızı çeken Canan Oğuz nükleer santrallere ailecek karşı olduklarını söylüyor. Yürüyüşümü desteklediğini belirtip bana moral ve güç veriyor. Yanımdaki dostlarım Arsun Önol, Filiz Bozkurt ve Nurgün Gerçin’le beraber “Nükleer santrallerde güvenlik 100% sağlanabilir mi?”yi tartışıyoruz. Vardığımız nokta; insanın olduğu heryerde hata olabileceği ve nükleer santrallerin hatayı kaldıramayacak kadar riskli oldukları. Cem Tüzün bir sonraki gün bana eşlik ediyor. Cem kendi mesajını beraberinde getirmiş. “Nükleer Yasadan haberdar mısınız? Nükleer Santraller konusundaki soru ve düşüncelerinizi benimle paylaşır mısınız?” Planımız Kadıköy İskele’den Moda’ya oradan Bahariye’ye geçip Kadıköy’e geri dönmek. Cem yürüyüşün pasif kaldığını düşünüyor. Daha etkin olmak için yürürken insanlarla dialoga geçmek taraftarı. Ben biraz çekimserim. Sahilde 4 genç kız görüp “Hadi gidip şunlara soralım. Bakalım nükleer santrallerden haberdarlar mı?” diyor. Kısa bir sohbet sonrasında yürüyüş nedenimizi açıklıyoruz ve “Nükleer Yasadan haberdar mısınız? Nükleer santraller konusunda ne düşünüyorsunuz?” diye soruyoruz. Yasadan haberdar değiller. Ama nükleer santrallerin çevreye büyük zarar verdiğini, alternatif temiz enerji kaynakları olduğunu ve bunların değerlendirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Konu hakkında bilgi ve üstelik fikir sahibiler. Mutlu oluyoruz. Yürürken taşıdığım kartonla tek yönlü mesaj verirken insanlarla konuşmak ve birebir iletişime geçme fikri cazip geliyor.
Nereye?
Yürüyüş eylemim birinci haftasını doldurdu. Edindiğim izlenim elimde taşıdığım mesaja kadınların erkeklerden, gençlerin diğer yaş grubu insanlardan daha ilgili olduğu, daha çok tepki verdiği.
Yürüyüşümün önceden belirlenmiş bir varış noktası yok. Ben sadece “Nükleer Yasaya KARŞI Yürüyorum”. “Nereye kadar?” diye soranlara cevabım ise “Sonuna kadar.”
Arkadasim Tugba ile uzun bir parkur diye konustuk ama benim keyifsizligim ve Tugba'nin hasta olan kedilerini uzun sure yanliz birakamayacak olmasindan dolayi bildik ve kisa bir parkura karar veriyoruz. Besiktas-Ortakoy- Besiktas. Hava soguk oldugundan ve okullar tatil oldugundan yollar sakin. Yine de elimdeki mesaji gorenler bir irkilip sonra mesaji okuyup anlamaya calisiyorlar. Yoldan gecen arabalarin soforleri mesaji farkedip yavasliyorlar ve mesaji okumaya ugrasiyorlar. Bir kaza riski yaratiyor muyum? Belki.
Ortakoy'un simgesi zarif Ortakoy Camii'nden Cuma namazini kilip cikanlar merakla mesaji okuyorlar ve kendi kendilerine tekrarliyorlar. Caminin arkasinda lise ogrencisi Ebru'dan fotografimizi cekmesini rica ediyoruz. Bizi kirmiyor. Fotograf cekmeye merakli 3-4 poz cekiyor. Ebru ne nukleerden, ne nukleer santrallardan, ne de nukleer yasadan habersiz. Su an sadece okulu tatil oldugu ve bir erkek arkadasi oldugu icin mutlu. Elimdeki mesajin anlamini ve neden tasidigimi kisaca anlatmaya calisiyorum ama ne kadarini dinledi pek emin olamiyorum. Yine de O'nun icin farkli olan bu eylem tarzi ile hafizasina "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum. Nukleer Oldurur" mesajini kazidigimi dusunuyorum.
Tugba ile dukkanlari gezerken aksesuar satan bir magazaya giriyoruz. Piril piril gulumsemesi, guzel yuzlu iki tezgahtar bayan bizi karsiliyorlar. Serap nukleer santraller ve nukleer yasadan habersiz ama kisaca anlattiklarimdan etkileniyor. Blogumun adresini veriyorum. Internetten girip bakacagini soyluyor. "Yurumeye devam edin" diyerek bizi yureklendiriyor.
Donus yolunda Tugba'ya okumakta oldugum Svetlana Aleksiyevic' in "Cernobil'den Sesler. Bir Nukleer Felaketin Sozlu Tarihi" baslikli kitabindan beni etkileyen bolumleri anlatiyorum. Yangini sonduren itfaiyecilere radyasyon tehlikesinden hic bahsedilmedigini, bir kisminin olay yerinde bir kisminin daha sonra goturuldukleri hastanelerde bir iki hafta icinde radyasyon nedeniyle "eriyerek" olduklerini, kadinlarin cocuklarinin sakat veya oldu dogdugunu, askerlerin ormandaki kuslari, kurtlari, bocekleri oldurmeye calismalarini, radyasyonlu ineklerin kacirilip ulkenin baska yerinde kesilip radyasyonlu etlerinin insanlara satildigini. ..
Motorla Uskudar'a gecip yuruyusumuz noktaliyoruz.
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Ayşen Eren
Bugun tekbasina yeni bir rotada yuruyecegim. Sirkeci'de basliyorum "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusume". Elimdeki kartonu gorenler once sasiriyor, sonra okumaya calisiyorlar. Yollar kalabalik. Vapur iskelelerinin onunden gecerken basinda haci takkesi parmaklarina gecirdigi suslu zincirleri satan ortayasli bir sokak saticisi ellindeki zincirleri sikirdata sikirdata alkisliyor beni. Galata koprusu uzerinden Karakoy'e oradan Findikzade'ye, Dolmabahce Sarayi'ndan Besiktas'a suruyor yuruyusum. Cok sevdigim bir rota, hava gunesli ve ilik, caddeler kalabalik. Ogle saati oldugu icin isyerleri ve bankalardan ogle yemegine cikan pekcok insanla karsilasiyorum. Beni gorunce cok sasiriyorlar, mesaji gozleriyle okuyorlar bazen yuksek sesle bir kere daha tekrarliyorlar. Karsilastigim birkac turist mesaji anlamasalar da yaptigim seyin bir eylem oldugunu kavrayip sempatiyle gulerek yanimdan geciriyorlar.
Dolmabahce Sarayi'na gelince karsidan gelen bir anne kiz goruyor, yanlarina yaklasip fotografimi cekip
cekemeyeceklerini soruyorum. Sevil hanim emekli isletmeci. Kizi 15 yasinda, ayrica evlenme cagina gelmis yetiskin bir oglu var. "Boydan aliyim" diyor karari kendisine birakiyorum, benimle beraber makinanin kordonunu da cekiyor :) Ziyani yok. Ayak ustu yaptigimiz kisa sohbette bana icini dokuyor. Dunyanin kotuye gittigini dusunuyor ve cok umitsiz. "Siz de boyle tek basina birseyler yapiyorsunuz ama etkili degil. Ne olacak halimiz? Yetiskin bir oglum var. Yarin bir torun sahibi olacagim. Inanin cok sevinemiyorum. Cocuk boyle bir dunyaya gozlerini acacagi icin uzuluyorum." Benim gibi bir anne ve hem cocuklari icin hem de daha dogmamis torunu icin endiseleniyor. Karamsar ve umitsiz bir gunune denk geldim saniyorum. "Farki insanlar yaratir "diyorum. "Birsey yapamam derseniz yapamazsiniz. Ne yapabilirim dememiz ve herseyi baskalarindan beklemememiz lazim" diye ekliyorum. El sikisip ayriliyoruz. Aslinda Sevil hanim bir noktada hakli. Yaptigim bu eyleme katilan ve ben ne yapabilirim diyenlere yol gostermem lazim. Bu konuda dusunecegim.
Dolmabahce Sarayi boyunca yururken onumde ilerleyen iki genc arkadas, mesaji okuyorlar ve benimle yurumek istediklerini soyluyorlar. Ne mutlu! Fatih ve Senol hukuk fakultesinde ogrenciler. Senol fikirlerini aciklama konusunda nedense cekingen. Bu eylem hoslarina gidiyor ama nukleer santraller ve verdigi zararlar konusunda bilgileri yok. EMO'nun hazirladigi brosuru verip konuyu farkli boyutlari ile anlatiyorum. Anlattiklarimdan cok etkileniyorlar. Sohbet ederken Besiktas'a gelmisiz bile. Blogumun adresini verip, kendilerine veda ediyorum.
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek...
Selamlar,
Ayşen Eren
http://nukleeryasay akarsiyuruyorum. blogspot. com/
Yuruyusumu aksam yapiyorum ve kisa suruyor. Taksim meydandan Beyoglu'ndaki Yesiloda'ya yuruyorum.
Bugun amacim davet uzerine Yesiloda'da ferdi olarak yaptigim "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum" eylemini anlatmak. Kucuk bir mekanda kucuk bir toplulukla once gecen sene nukleer karsiti eylemlerde ve Sinop mitinge cektigim fotograflardan hazirladigim "Nukleer Santral Istemiyoruz! " baslikli saydam gosterisini izliyoruz. Sonra ben 2.5 aydir suren ve devam edecek olan "Nukleer Yasaya KARSI Yuruyorum" eyleminin oykusunu anlatiyorum. Neden basladim, nasil basladim, nasil gelisiyor ve nereye gidiyor? Yuruyusum sirasinda hissettiklerim, dusunduklerim, aldigim
tepkiler, tanistigim insanlar, yapilan sohbetler... Ender Eren, Gultekin Tetik, Timur Danis, Onur, Filiz, Mustafa ve Figen (isimleri karistirmadim diye umit ediyorum) ile sohbet ediyoruz ve hatira fotografi cekiniyoruz.
Nukleer Yasaya KARSI Yuruyusum Devam Edecek....
Selamlar,
Ayşen Eren
http://nukleeryasayakarsiyuruyorum.blogspot.com/